Biraz geç kaldım. Farkındayım. Fakat evde görünce de "Okumamak olmaz." dedim. Geç de olsa okunabilme özelliğinden bir şey yitirecek değil.
Kumral Ada ~ Mavi Tuna'nın popülerliği doksanların sonuna rastlıyor. Yani on sene geride kalmışım. Gene de iyi. Herkes Bilge'ye uyup Ferrari'sini satarken, ben Don Kıyısında Hasat'taydım. (*) Hâlâ da Ferrari'mi satmış değilim. Satanların da çoğunun hiçbir zaman Ferrarri'si olmadığını ve olamayacağının da farkındayım. Bu Ferrari satışı furyası, arka tarafta Bilge'yi yönlendirene kaç Ferrari kazandırmıştır hesaplamak lazım.
Kumral Ada ~ Mavi Tuna'nın arka kapağında yazılana bakılırsa, Cumhuriyet Kitap bu roman için; "Türk edebiyatında bir kadın yazarın elinden çıkan ilk iç savaş romanı olma özelliğini taşıyan Kumral Ada ~ Mavi Tuna, edebiyat ve politika çevrelerinde epey ses getireceğe benzer." tanımını yapmış. Bu kitaba iç savaş romanı demek ne denli doğru olur bilemiyorum. İç savaş ögesi kitapta yer alıyor tabii. Ancak "Kim kimle, neden savaşıyor?" sorusunun cevabı bir iç savaş romanı için fazla muğlak. Biz bu iç savaşı ancak Mavi Tuna'nın bozuk gözleri ve bozuk psikolojisi arkasından hayal meyal takip ediyoruz.
Devamı...