Mevzubahis ben isem hemen her şey teferruâttır.
Bağlantılar
Dörtlük
Yıkılupdur bu cihan sanmaki bizde düzele
Devlet-i çerh-i denî verdi kamu müptezele
Şimdi ebvâb-ı saadetle gezen hep hezele
İşimiz kaldı hemân merhamet-i Lem Yezel'e.

Bu dörtlük, III. Selim öldürüldüğünde kaftanının cebinde bulunmuştur. Yazarı da III. Selim'in babası III. Mustafa'dır.

Pandora - Anne Rice

2010
1
March
7:47 AM
Anne Rice - Pandora
Pandora - Anne Rice

Anne Rice, Stephenie Meyer'in Alacakaranlık Serisi ile birlikte yeni bir patlama yaşayan vampir furyasının tanınmış yazarlarından. 1977'de yazmış olduğu Vampirle Görüşme isimli kitabının Tom Cruise, Brad Pitt ve Antonio Banderas'lı bir kadro ile filmi de çekilmişti.

Pandora da Anne Rice'ın 1998'de yazdığı yine vampir konulu bir roman. Bu kitabı ve bunun gibi onbeş kitabı daha Star Gazetesi'nden 29 kupon biriktirerek aldım. Denilene göre bu kitaplar, The New York Times'ın bestseller kitaplarıymış. Ayrıca araya sıkıştırayım; yakın zamanda yine 29 kupon karşılığında onbeş tane daha kitap alacağım Star'dan. Sonra da onbeş adet Sir Arthur Conan Doyle'un Sherlock Holmes'ünden alacağım. Star Gazetesi böyle kitap vermeye devam ettikçe ben de Star almaya devam ederim. Toplam 45 kitap bana uzun süre yeter sanırım.

Konumuza dönelim. Pandora'nın arka kapağında tabii ki kitabı övücü cümlelere yer verilmiş.

İştah kabartıcı. (Library Journal)

Baştan çıkarıcı. (Booklist)

Korkuç derece enerjik. (The New York Times Book Review)

Hele ki şu "baştan çıkarıcı" tanımlamasına da uyuz olurum. Bu kadar klasik tanımlamanın altına son bombayı patlatmışlar tabii.

Rice'ın yapmış olduğu en muhteşem çalışma. (Raleigh News & Observer)

Bir kitabın arka kapağında bunları görüyorsan kaçacaksın esasında. Lâkin bana nispeten bedelsiz ulaşmış bir kitap olduğu için, edindiğim bir başka şiarı uygulayıp, okudum. 

Kısaca konu şudur. Pandora, vampir olmadan önce Roma İmparatorluğu devrinde Roma'da yaşayan, soylu bir aileye mensup, babası Roma İmparatorları'na ve Senato'ya yakın olan bir kızdır. Olaylar gelişir ve bir şekilde vampir olur. Vampir olması, kitabın yarısından fazlasını geçtikten sonra meydana geliyor. Bir yerlerde okumuştum; Anne Rice'ın vampirleri bizim bildiğimiz vampirlerden farklıymış. Bu kitapta da bunu anlayabiliyoruz. Mesela bu vampirler haçtan falan korkmuyorlar. Zaten bu mümkün değil çünkü Pandora vampir olduktan çok sonraları Hristiyanlığın doğuşuna tanıklık ediyor. Sarımsak ile ilgili de bir mevzu göremedim. Yarasaya dönüşme, uçma gibi hadiseler de söz konusu değil. Güneşte yanma olayı var ama bizim bildiğimizden farklı. Bir de bu vampirler yaşlandıklarında heykel gibi bir şey oluyorlar. Kazık çakma işlerine girenine de rastlamadım bu kitapta.

Hemen hemen bütün vampir romanlarında olduğu üzere bu romanda da kimi erotik ögelere yer verilmiş. Olmasa şaşardım zaten. Onlar da yerlerini almışlar.

Kitap Pandora'nın ağzından yazılmış. Pandora da bir kendini beğenmiş ki sormayın gitsin.

Bir de karşılaştırma yapalım haddimiz olmayarak. Şimdilerde vampir denilince akla Stephanie Meyer geliyor ya. Ben Stephanie Meyer'in Alacakaranlık Serisi'ni okumadım. Ancak eşim sayesinde okumuş kadar oldum. Ayrıca ilk filmi de izledim. Yine de Göçebe isimli bir romanını okumuştum. (tıklayınız.) İşlediği konuya hakim, hayalgücü geniş ve anlatım kabiliyeti de yüksekçe bir yazar olduğunu söyleyebilirim. Anne Rice ise hayalgücü konusunda Stephenie Meyer'den çok daha derin bir yazar belli ki. Konuya hakimiyeti de iyi fakat anlatım kabiliyeti konusunda bence yetersiz kalıyor. Kitapta bazı bölümler karmakarışık âdeta. Hayalgücüne hâkim olamıyor herhalde.

Sıra ayrıntılarda boğulmaya geldi. Roma İmparatorluğu döneminden bahsedilen bölümler ilgi çekici. O zamanların en uygar toplumu sayılan Romalılar'ın ilginç bir adetinden bahsediliyor. Ben daha evvelden biliyordum ama bilmeyen çok insan olduğunu da bildiğimden burada yer vereceğim.

Bu konuda özetle şu yazıyor kitapta. "Eski Roma'da verilen davetlerde tıka basa yiyen davetliler, kusma odası adı verilen bölüme geçerek midelerini boşaltır ve diğer yiyecekler için yer açarlardı. Her bir şeyin tadına bakıldıktan sonra da evin kölelerine tecavüz edilirdi. Dişi ya da erkek farketmezdi."

Ben de yenen yemeklerin muhtevası hakkında birkaç bilgi sunmak isterim. Yenilen yemekler arasında bülbül, salyangoz, leylek, karga gibi hayvanlar varmış. En sevilen yemeklerden biri yavru domuzun döl yatağı imiş. Hatta tarihçi Aelius Lamprides'in anlattıklarına bakılırsa, imparator konuklarına tavus kuşu dili ve canlı horozlardan kestirdiği ayak ve ibikler sunarmış ve açık büfedeki yemekleri papağan kafalarıyla süslerlermiş.

Son olarak bu dehşet verici yemek listesine kitapta da adı geçen bir sosu eklemek gerekir. Garum adı verilen bu sos Pandora'da sadece ismen geçiyor ama ben nasıl yapıldığını da buldum. Şu şekilde; küçük su ürünleri ve büyük balıkların iç organları 2-3 ay süreyle güneşin altında kontrollü biçimde çürütüldükten sonra süzülür ve sarı bir sıvı halindeki garum elde edilirmiş. Bu garum, aklınıza gelebilecek hemen her şeye eklenen bir tat olarak Romalıların vazgeçemediği bir şeymiş.

İşte modern Roma İmparatorluğu'nun hali bu şekilde imiş o zamanlar. En azından ev hali.

Bir başka dikkatimi çeken şey de şu. Pandora, Roma'dan ayrılmak zorunda kaldığı zaman Antioch isimli bir şehre geliyor. Bu şehrin, romanın geçtiği çağlarda dünyanın 3. ya da 4. büyük şehri olduğu söylenir. Esasında bizim yakından bildiğimiz bir şehir burası. Hatay ilinin merkez ilçesi Antakya.

Anne Rice ile ilgili Wikipedia'da, önceleri ateist olduğu ancak son zamanlarda çocukluk dini olan Katolik inancına dönüş yaptığı yazıyordu. Artık vampir romanları değil, Hz. İsa ile ilgili romanlar yazıyormuş. Kitapta Pandora, Hristiyanlık'ın doğuşunu ve gelişmesini, uzun yıllar yaşayan bir vampir olarak gözlemliyor. Ateist olduğu zamanlarda yazılmış bir kitap olduğu belli. Mesela romanın diğer karakteri Marius'un ağzından şu minvalde cümleler dökülüyor. 

"Hristiyanlar daha bir mezhep bile olamadılar. Bazıları John'a bazıları İsa'ya tapıyor."

Burada John adı ile geçen kişi bizim Hz. Yahya olarak bildiğimiz ve Hz. Zekeriya'nın oğlu olan peygamberdir. Kitapta Baptist John olarak da kimi yerlerde geçiyor. Jesus'u İsa olarak çevirmişler ama nedense John'u Vaftizci Yahya olarak çevirmemişler.

Bir başka yerde şöyle diyor Marius.

"John ve İsa'yı tanımış olanların yazdıkları kitapların hiçbirinde, ikisinden birinin ölümden sonra dirileceklerini söyledikleri bir yer bulamadım. Bütün bunları Paul kattı."

Bu cümleyi biraz daha açarsak; Vaftizci Yahya ve Hz. İsa'nın, ölümden sonra yaşam ile ilgili bir şey anlatmadıklarını söylüyor. Vaftizci Yahya ve Hz. İsa'yı tanıyanların yazdıkları kitaplar olarak bahsedilen kitaplar, herhalde İncilin ilk zamanlardaki onlarca versiyonu oluyor. Bütün bunları Hristiyanlık'ın içine, şimdiki dünyamızda Aziz Paul olarak bilinen kişinin kattığını iddia ediyor. Bu cümlelerle ilgili olarak başka bir konuya geçeyim.

Hristiyanlık'ta ölümden sonra yaşam inancı, bizim inancımıza göre de en başından beri olması gereken bir olgu. Bunu kitapta yazıldığı gibi Aziz Paul'ün eklemesine gerek yok. Fakat Aziz Paul'ün geçmişini incelersek, Hristiyanlık'ın ilk baştaki inançları içerisinde olmayan kimi uygulamaların, sonradan bu dine eklenmesine neden olmuş olabileceğini düşünüyorum.

Aziz Paul, Tarsus doğumlu bir Yahudi'dir. Gerçek adı Saul'dür. Roma İmparatorluğu'nda komutanlık yaptığı zamanlarda Hz. İsa'nın ölümünden sonra cemiyetin başına geçen Havari Petrus'un etrafında toplanan İsevî'lere büyük baskılar ve eziyetler yapmıştır. Daha sonra Hz. İsa'nın bir vizyonunu gördüğünü söyleyip Barnabas'ın himayesinde Havari Petrus'un cemaatine katıldı. Bugüne kadar yaptığı hataları affettirmek için misyonerlik faaliyetlerine başladı ve çok yerlere gitti. Gittiği yerlerde kendi cemaatini oluşturdu ve bu yeni dinde köklü değişiklikler yaptı. Mesela sünnet'i ve domuz yasağını kaldırdı. O zamana kadar Havari Petrus'un kontrolünde tek başlı olan kilise de Aziz Paul'ün gittiği yerlerde kurduğu ve bugün Pavlik Kiliseler olarak adlandırılan kiliseler nedeni ile bölünmüş oldu.

Konu uzadıkça uzuyor ama yukarıda adı geçen Barnabas'tan da bahsetmek lâzım. Barnabas, Aziz Paul'ün ilk misyonerlik gezisine katılmıştı. Sonra yolları ayrıldı ve Aziz Paul'ün getirdiği yeni yorumlara karşı çıktı. Sünnet olma gerekliliğini savundu. Daha önemlisi, Barnabas İncili adı verilen bir İncil daha vardır. Bilindiği gibi bugün Hristiyan Kilisesi tarafından Matta, Markos, Luka ve Yuhanna İncilleri'nden başka İncil kabul edilmemektedir. Barnabas İncili'nde, bugünkü Hristiyanlık'ın temel inancı teslisten (Baba, oğul, kutsal ruh) çok tek tanrı inancına yönelik bir anlatım olduğu, Hz. Muhammed'in geleceğinin müjdelendiği, domuz etinin, şarabın yasak, sünnetin, namazın şart olduğu yazmaktadır. Fakat bu İncil üzerinde çeşitli spekülasyonlar da vardır. Mesela bunu Müslümanların yazdığı da iddia edilmektedir. İlmimin yetmeyeceği konulara fazla girmek istemiyorum. O nedenle bu İncil'in linkini veriyorum. Siz kendiniz inceleyin. http://barnabas-incili.com

Kitaba dönersek; son olarak söyleyeceğim şudur. Vampir hikâyelerini seviyorsanız okuyun. Konuya tam hâkim olabilmek için Vampirle Görüşme isimli birinci kitaptan başlayıp sırasıyla okumanız daha yararlı olur. Ben şahsen elime geçerse ve okuyacak başka bir kitap da yoksa okurum. Aksi takdirde vampir kitapları ile vakit kaybetmek yerine vampir filmleri ile vakit kaybetmeyi yeğlerim.


Favorilere Ekle. Delicious'a Ekle. Digg This. Facebook'ta Paylas. Google Favorilere Ekle Reddit Yahoo Favorilere Ekle Stumble It. Nedir?

Yazan: Tolga
Kategoriler: Kitap
İsmail Tekin 6/21/2010 3:11 PM
Zülkarneyn'in Büyükboynuzu, Büyük Kan-Dolaşımı'dır; Bitkilerde Özsuyu'dur. Eriyik-Demir'le, Bronş'larda Hava'nın Oksijeni emilir; Eriyik-Bakır'la Kalp-Motorunun elektromanyetik alanı regüle edilir. Saygılarla **
Tolga K. 4/10/2010 11:06 PM
Ayetleri okumadan evvel Hz. Zülkarneyn'den Daniken'in de bir kitabında bahsettiğini ve bu duvar meselesine eğildiğini söyleyeyim. Bir de gazetede uzun zaman önce Hz. Zülkarneyn'in duvarının kalıntıları olabilecek bazı kalıntılar bulunduğunu okumuştum.
Çevik Hilmî 4/10/2010 10:56 PM
Abi, ilgili Kur'an pasajlarını tekrar çek ettim. Şu âyet-i kerimeleri isterseniz siz de okuyun: Zülkarneyn'in seddi inşası için: Kehf Suresinin (18. sure) 93 ilâ 99 arası âyetler. Kıyamete yakın bir zamandaki dehşetengiz geri dönüşleri için: Enbiya Suresi'nin 96 ve 97'inci ayetleri.
Çevik Hilmi 4/10/2010 10:28 PM
Abi, Yecüc ve Mecüc ile ilgili iki Kur'an ayeti var. Bunlardan birinde Zülkarneyn (Arapçada: İki boynuz yahut iki nesil/uygarlık sahibi) bunlara karşı bir halkı savunmak için demir alaşımı bir duvar (sed) inşa ediyor. Demir alaşımı olan bu seddin Çin seddi olamayacağı açık. ... Diğer ayet-i kerimede ise kıyamet yakınlaştığında insanlığın "her tepeden fırlayan yecüc ve mecüc" ile dehşete kapılacağı yazılı. Bu her tepeden fırlama tabiri, tepeden inen akıncıları ifade edebilir, ama uzay gemilerinden inen istilacılar fikrini de destekliyor gibi... Sahihinden hadis-i şerifler de ise, Yecüc ve Mecüc'ün yeryüzüne dönmüş olan Hz. İsa'nın döneminde yeryüzünü istila edeceklerini bildiriyor. Hz. İsa ve Mehdî ve müminler sanırım Deccal'i yendikten ve onun yeryüzündeki hakimiyetini sona erdikten sonra Yecüc ve Mecüc yeryüzünü istila edecekler. İnsanlar bu istila altında bir süre yaşayacaklar. O sırada, son derece müsrif olan ve "içerek gölleri kurutan" bu Yecüc ve Mecüc hakimiyeti altında, insanlar kıt bir geçime sahip olacaklar. Ardından, sanırım Lübnan-Filistin tarafında olan bazı dağlara sığınmış olan Hz. İsa ve etrafındakiler Allah'a yakararak Yecüc ve Mecüc hakimiyetinden kurtulmayı isteyecekler. Bunun üzerine, Allah teala bunları enselerinden yakalayıp hasta eden kurtçuklar ile yok edecek ve anladığım kadarıyla, böylelikle, Hz. İsa ve müminlerin hâkimiyeti altında yeni bir dünya düzeni başlamış olacak. Bu dönemde Hz. İsa dinî veya siyasî bir lider olmayacak, daha çok bir tür manevî rehber gibi ve geri plandaki bir lider olacak. Çoluk çocuk sahibi olup vefat edecek ve cenaze namazı kılınacak... Abi, bana güvenebilirsiniz, çok ufak bir iki hatalı kelime kullanmış olabilirim, ama bütün bunları Kur'an'dan ve en çok bilinip en güvenilir olan hadislerden okudum. ... Abi, şimdi kıyamete yakın yıkılacak olan Zülkarneyn Seddi, yapıldığı demir alaşımı madde nedeniyle Çin seddi olamaz. Ayrıca Yecüc ve Mecüc her tepeden saldırdıklarında bütün insanlık dehşete düşecek ve Allah'a olan yetersiz inançlarından dolayı pişman olacaklar. Bu da, Yecüc ve Mecüc'ün bizim gibi ve Çinliler gibi sıradan, kendi aramızdan insanlar olmadıkları yönünde bir karinedir kanaatimce. Zaten pekçok eski insan, onların yerden çıkacaklarına inanırdı. Ben diyorum ki neden başka bir gezegenden gelmesinler. Başka gezegenlerde de hayvanlar düzeyinde bile hayat olabileceğini bilim adamları da söylüyor, buna dair Kur'an'da benim kesin gördüğüm işaretler de var. ... Zülkarneyn seddi o zaman nedir derseniz, abi, benim aklıma Stargate'teki gibi bir tür geçit, iki uzak mekan arasında bir tür kestirme yol sağlayan bir "kurtdeliği" geliyor. Biraz bilimkurmaca atmasyon yapacağım yani şimdi, affedin. :) ... Yani o tür bir kurt deliğinin doğal ve sabit olan bir tanesini kapatacak şekilde yapılmış, demir alaşımı bir mania. Bu Yecüc ve Mecüc elemanlarının gezegeninde bu alaşımı eritecek teknoloji var olsa bile, belki de bunu yapacak maddeler ve enerji kaynakları yoktur. ... Zamanımızdaki uzaylı raporları, bunların artık alaşımı erittiklerine işaret olabilir. ... Abi, bu Stargate türü "geçit" teorim pek inanılır da değil, farkındayım. Çünkü teorilere göre, kurt delikleri böyle sabit olmamalılar... Yine de diyorum ki sabit olanları da vardır belki de. İkincisi, benim teorime göre, uzaylılar uzaydan değil, aslında yeryüzündeki bir geçitten içeri giriyorlar, ki bu da biraz acayibime ve garibime gidiyor açıkçası. ... Velhasıl, ben vahye dayalı bilgileri izah etmek için biraz bilimkurmaca ve spekülasyon yaptım. En doğrusunu ise Allah bilir. ... Selamlarımla...
Tolga K. 4/10/2010 10:08 PM
Yecuc Mecuc mevzusu için çok çeşitli şeyler söyleniyor. Çok bilgim yok ama duvar dibinden çıkacaklar gibi bir durum vardı. O nedenle Çinlilerdir bunlar falan diyenler de var. Çin Seddi nedeni ile tabii.
Çevik Hilmî 4/9/2010 10:01 PM
Tolga Bey, başka bir yazarın yazısında (galiba Nedim Hazar idi, ama emin değilim) okumuştum ki Aydoğan Vatandaş'a göre Yecüc ve Mecüc "intergalaktik teröristler" imiş. Ben de Vatandaş'tan bağımsız olarak, bu iki topluluğun uzaylı olmalarını en makul yorum olarak bulma noktasına geldim, ama doğrusu onun da bu hususta ne yazdığını merak ediyorum.
Tolga K. 4/6/2010 8:24 PM
Daniken gibi düşünmüyordur ama nasıl düşüneceğini de bilir gibi durmuyor. Yorumsuz kalıyor gibi. Ben o şekilde anladım. Bir şeyler demeye çalışıyor ama açık açık nedir düşüncesi söylememiş.
Çevik Hilmî 4/6/2010 3:10 PM
Selamun aleyküm, bunlar enteresan bilgiler. Kur'an-ı Kerim bu tür ithamlara cevap veriyor. Cinlerin (ki klasik Arapçada "el-cinn" tabiri bazı bağlamlarda insan dışı bütün varlıkları kapsar, melekler de dahil) ve şeytanların Kur'an'a müdahil olamadıklarını anlatan âyet-i kerimeler vardır. Parantez içinde açıkladığım anlamıyla uzaylılar da "cinn"in içine girer, çünkü melekler bile onun içinde. ... Geçenlerde sbir TV programında bunu Dücane Bey bir kez daha zikretmişti de daha iyi bir hatırlamıştım: Arapçada el-ins ve'l-cinn (insanlar ve cinler) tabiri, bütün akıllı varlıkları belirtmek için kullanılır. Tabii bu arada melekler de vahye müdahele etmezler ve edemezler... Zaten cinn kelimesi Arapçada cenne fiiliyle akrabadır. Cenne demek de örttü, gizledi anlamındadır. Bu fiilden türemiş "cenîn" kelimesi (lafzen "gizli, örtük"), anne karnındaki, henüz gizli olan bebeğe verilen isimdir. Velhasıl, öncelikle aramızda yaşayan ve çeşitli kavimlerin "tabiat perileri, elfleri vs." adını verdikleri ateşten yaratılmış ve "ışınsı" varlıklara cinn dense de, Araplar, bilhassa İslam öncesi dönemde, bütün gizemli ve tanımlanamayan canlılara da bazen cinn adını verirlerdi. ... İmdi mesele şu: Aydoğan Vatandaş Bey'in kitapları Timaş yayınlarından çıkıyordu, şu anda nasıl bilmiyorum, ama en son birkaç yıl önce çek ettiğimde öyleydi. Timaş ise dindar bir yayınevidir. Öyleyse, Aydoğan Bey'in kendisi dinlerin kaynağı hakkında Daniken gibi düşünüyor olmamalı.
Tolga 4/5/2010 11:13 PM
Daniken şu şekilde düşünüyor. Kendi kitaplarından birinde açık açık yazmış adam. Din diye bir olaya inanmıyor. Din kavramını ve kutsal kitapları, uzaylılara ve o zamanlardan bu zamanlara aktarılan olayları iyi yorumlayamamıza bağlıyor. Buna karşılık bir yaratıcı tanrı olduğuna inanıyor. Evrim teorisini de kabul etmiyor ve bir kitabında büyükçe bir bölümü bu konuya ayırmıştı.
Tolga 4/5/2010 11:09 PM
O yüzden Türkiye mümessilidir dedim zaten. Bir de kendi fikirlerini fazlaca beyan etmiyor. Sadece konuyu anlatıyor dedim. Bunun sebebini kitabın küçüklüğüne bağlamam sadece latife. Esas sebebini dünya görüşüne aykırı olabilecek durumlara girmek istememesi olarak düşünmüştüm ben okurken. Ya da okur kitlesi netice itibari ile büyük oranda Türk ve Müslüman olduğundan, "Aman kimseyi ürkütmeyelim." mantığı da vardır illa ki.
Çevik Hilmî 4/5/2010 10:15 PM
Ama Aydoğan Vatandaş sonuçta Müslüman adam değil mi? Daniken'in bir gazete mülakatını okuduydum. Dine, imana çok aykırı şeyler söylüyordu.
Tolga 4/5/2010 9:25 PM
İstediğin gibi hitap edebilirsin. Sakıncası olmaz. Gelelim Aydoğan Vatandaş'a. Ben bir kitabını okudum. Apokalipse - Kıyametin Gizli Tarihi adlı bu kitaptan edindiğim izlenim şudur ki, Aydoğan Vatandaş Erich von Daniken'in Türkiye mümessilidir. Sadece dediğim kitaba göre konuşuyorum. Başka bir kitabını okumadım. Daniken kitaplarında daha ayrıntılı olarak bulabileceğimiz bazı mevzuları daha kısaca ele almış, bunların dışında kendisi de kimi eklemeler yapmıştır. Kitabın küçüklüğünden olsa gerek, bahsettiği olaylar hakkında kendi fikirlerini pek ön plana çıkarmamış, daha çok nakleden konumunda takılmıştır.
Çevik Hilmî 4/4/2010 8:00 PM
Huu, Tolga abi, esenlik senin üzerine olsun, orda mısın? Abi, bundan sonra tutarlı bir şekilde sana sen diye hitap etmeye karar verdim. Sakınca olmaz değil mi? Yaş farkımız çok değil zaten ve profesyonel kontakt ve talebe ile hoca değil arkadaşız. :) Zaten, bazı fertlere "siz" diye hitap etmek şeklindeki bu dertli ve çetrefilli âdeti bizim başımıza Fransız ecnebileri sarmış. :D İngilizlerin de başına aynısını sarmışlar. ZAmanla zavallı İngilizler herkese "siz" demekte bulmuşlar zihin karışıklıklarını çözmeyi. O yüzden bugünkü İngilizcede thou (sen), thee (seni, sana) ve thy/thine (senin, sizin) formları kaybedilmiş durumda. Adamların sen mi siz mi dediğini ancak bağlamdan çıkartabiliyorsunuz!
Çevik Hilmî 3/30/2010 9:39 PM
Selamun aleyküm Tolga Bey... Barnabas İncili'nin şu anda popüler olan versiyonu aşırı derecede Müslümanların elinden çıkmış izlenimi veriyor... Ama bunun anlamı bu İncil'i bir Müslümanın uydurması değil. Hatta muhtemelen İncil'in inanılırlığını yok etmek isteyen biri ona birçok ilavede bulunmuş olabilir... Duyduğuma göre, Aydoğan Vatandaş isimli yazar beyefendi gerçek ve su katılmamış bir Barnabas İncili'nin Türkiye'de bulunduğunu ve Vatikan'ın isteğiyle Ergenekon Örgütü tarafından bir 'kozmik oda'da saklandığını söylüyormuş. Aslında böyle şeylere çok meraklıyımdır, ama hâlâ hiç Aydoğan Vatandaş kitabı okumadım. :(

Yorum Yaz

Adınız: *
E-Mail Adresiniz: *
Web Sitesi:
Yorum: *
Güvenlik Kodu: *
 
Arama
  Ara
Etiket Bulutu
Blogsa Asp.NET C# Blog Franz Kafka Değişim Dönüşüm Kitap Adam Fawer Olasılıksız Sosyal İmleme Social Bookmarking RSS Besleme Feed Alternatif Feeder Yazar Roman Saatleri Ayarlama Enstitüsü Ahmet Hamdi Tanpınar Şair Şiir Stephenie Meyer Göçebe Alacakaranlık Toprak Yeşerince Knut Hamsun Nobel Edebiyat Ödülü Ridley Pearson Beşikteki Flüt Stephen King Isaac Asimov Gül ve Haç Kardeşliği Aytunç Altındal Avrupa Birliği Takibat Arşiv Beyaz Diş Jack London Ay Vadisi Parıltı Yayıncılık Kitapyurdu Muazzez İlmiye Çığ Cahit Külebi Cengiz Aytmatov Muhtar Şahanov Kuz Başındaki Avcının Çığlığı Yüzyılların Kavşağında Sırdaşlık Kur`an, İncil ve Tevrat`ın Sumer`deki Kökeni Google Michael Jackson Facebook Mynet Yahoo Youtube Web Sitesi Web 2.0 Lev Nikolayeviç Tolstoy Savaş ve Barış John Steinbeck Gazap Üzümleri The Grapes of Wrath Tema Orange Grey Ernest Hemingway Yüzüklerin Efendisi J. R. R. Tolkien John Ronald Reuel Tolkien Ömer Seyfettin Bütün Hikâyeleri Doğan Kardeş Ansiklopedisi Sabah Akşam Üç Harf Yayınları Seyhan Müzik Musa da Böyle Buyurdu Sedat Memili Israel Potter Herman Melville Aforizmalar Mavi Oktav Defterleri Ayla Dikmen Anlamazdın Fikret Şeneş Issız Adam Çağan Irmak Leo Dan Kırmızı Başlıklı Kız Kırmızı Takkeli Kız Grimm Kardeşler Grimm Masalları Masal Varlık Yayınları Horozlu Saat Tavuklu Saat Serkisof Sri Lanka Limon Ağacı Sandy Tolan Bir Arap, Bir Yahudi ve Ortadoğu´nun Kalbi Elif Şafak Social Sharing Sosyal Paylaşım Tevrat Terörizm Pan Behçet Necatigil Victoria Rosa Printer Friendly Yazıcı Dostu Web Javascript Css Beyaz Balina Moby Dick Katip Bartleby Jorge Luis Borges Babil Kitaplığı Seyhan Kitap Wikipedia Biseksüel Bisexual writers Louis Aragon Hans Christian Andersen Simone de Beauvoir André Gide D.H. Lawrence Marquis de Sade Oscar Wilde Virginia Woolf Pastoral Senfoni Dar Kapı Billy Budd Jules Verne 80 Günde Devriâlem Kaptan Grant`ın Çocukları Robensonlar Mektebi Denizler Altında 20.000 Fersah Ölmeden Önce Okumanız Gereken 1001 Kitap Aşk Dire Straits Mark Knopfler Tunnel of Love İlkel Efsaneler Adli Moran Unikornis Gulyabani Tupilek Serber Feniks Zümrüdüanka Simurg Saba Melikesi Belkıs Lilith Makeda Sweet Garden Kumral Ada Mavi Tuna Buket Uzuner Mabel Williams Dorothea Lange Bir Numaralı Evde Olanlar Rubyx Emeraldx Arkadaş Mihail Panait Istrati Yaşar Nabi Nayır Sünger Avcısı Neoneon Pelit Palamut Meşe Tanen Ağaç Dünya Nimeti Star Masumiyet Müzesi Korkma Ben Varım Rüzgâr Enerjisi Fotoğraf Photobucket Flickr Imageshack Deviantart Hakkı Devrim Halid Ziya Uşaklıgil Aşk-ı Memnu Hüseyin Rahmi Gürpınar Gönül Bir Yeldeğirmenidir Hurma Trabzon Hurması Osuruk Hurması Hamyenen Diospyros kaki Diospyros lotus Phoenix dactylifera Abanoz Diospyros ebenum Şubat Miladi Takvim Gregoryen Takvimi Jülyen Takvimi Güneş Takvimi Ay Takvimi Mehmet Akif Ersoy Hasbihâl Safahat Aksiyon 100 Türk Edebiyatçısı 100 Temel Eser MEB Eflatun Cem Güney Nasreddin Hoca Mona Lisa La Joconde Leonardo da Vinci Anthony Hopkins Elephant Man Fil Adam David Lynch Joseph Carey Merrick Anne Rice Pandora Vampirle Görüşme Garum Barnabas İncili Hürriyet Sfumato Kılıçlar Adası Wayne Thomas Batson William Wallace Cesur Yürek Braveheart
Blogsa 1.0 RC Fix
Free Open Source Blog Project
Tema Orange Grey D.Ok Tolga K.