
Şubat ayının diğer aylara nazaran daha az güne sahip olmasının hikâyesi oldukça ilginçtir.
Şu an kullanılan Güneş Takvimi'nin bir benzerini Mısırlılar kullanmaya başlamıştı. Mısırlıların kullandığı takvimde 30'ar günlük 12 ay bulunuyordu. Kalan 5 günü de takvime dahil etmeyip şenlik günleri olarak kutluyorlardı. Mayalar da buna benzer bir çözüm bulmuşlardı ama onlar kalan 5 günü keder günleri olarak geçirirlerdi.
İşte bu Mısır takvimini Jül Sezar kendi ülkesindeki ay takviminin yerine koydu. O zamana kadar Roma'da kullanılan ay takviminde 7 ay 29 gün, 4 ay 31 gün ve 1 ay 28 gün sürmekteydi. 28 günlük bu ayın adı Februarius'tu. Şimdiki Şubat yani. 13 aylık bu takvimdeki gün sayısı 355 günü veriyordu.
Neticede Jülyen Takvimi olarak bilinen bu güneş takvimi Roma'da kullanılmaya başlandı. Buna göre 6 ay 30 gün 6 ay 31 gün yapılarak artan 5 gün de aylara eklenmiştir. Ancak bu durumda bir yıl 366 gün olacağından Şubat ayından bir gün alınmış ve 29 güne düşürülmüştür. 4 senede bir oluşan 1 gün fazlalık da Şubat'a eklenmiş ve 4 senede bir de olsa 30 gün sürmesi sağlanmıştır.
"Neden başka bir aydan değil de Şubat'tan alınmıştır o bir gün?" sorusunun cevabı ise şöyle: O zamanlarda yılbaşı Mart ayıdır. Şubat da son ay olduğundan kabak onun başına patlamıştır. Fakat Şubat'ın makûs talihi bununla sınırlı kalmamıştır.
Jül Sezar'ın bu takvim reformu nedeni ile senato bir ayın ismini ona ithaf etmiş ve bizim Temmuz olarak bildiğimiz aya Sezarın ismi olan Julius adı verilmiştir.
Jül Sezar'ın bu takvimini düzenleyen kurumlar 3 senede bir artık yıl uygulaması yapınca takvimde bozulma meydana gelmiştir. O zamanki Roma İmparatoru Augustus da 12 yıl boyu artık yıl uygulamasını kaldırarak takvimi eski haline getirmiştir. Bunun karşılığı olarak da o zamanki adı Sextilis olan ve 6. aya denk gelen ayın adını Augustus yapmıştır. Yani bildiğimiz Ağustos. "Jül Sezar'ın ayı Julius 31 günken, Augustus'un ayı Augustus 30 gün olur mu hiç?" diyerek kendi ayını da 31 güne çıkarmıştır. Bu fazla bir günü bulabilmek için başvuru adresi yine zavallı Şubat'tır. Böylece Şubat 28 güne düşmüştür. Allahtan 4 yılda bir artık yıllarda 29 gün olmasına kimse karışmamıştır.
Takvimimizdeki son düzenlemelere gelelim. İmparator Konstantin 7 günlük hafta sistemini getirmiş ve yıl başlangıcını Mart'tan alıp Ocak'a vermiştir. O zamanlar Ocak'ın adı Janus'tur ve Aziz Janus'tan gelmektedir. Herhalde bir saygı ifadesi olarak yapılmıştır. Yoksa durduk yere neden Ocak birinci ay olsun?
En son olarak da Papa 13. Gregory dakika farkları nedeni ile 10 günlük bir sapmaya uğramış bu takvimi, 4 Ekim 1582'den sonraki gün 15 Ekim 1582'dir diyerek düzeltmiştir.
Gregoryen Takvimi olarak bilinen bu takvimde senede 10,8 saniyelik bir hata oranı mevcuttur. Bu da göz ardı edilebilecek kadar küçük bir hatadır.
Yukarıda anlattığım Şubat'tan gün çalınması durumunun Jül Sezar ve Augustus zamanında değil de Papa 13. Gregory zamanında yapıldığını yazan yerler de var. Sonuçta Şubat'ın hakkı hep yenilmiştir o zamanlar son ay olduğundan. Halbuki şimdiki son ayımız Aralık 31 gün sürmektedir.
Bu yazıyı internet üzerinden edindiğim bilgiler ve 29 Şubat 1996 Perşembe gününe ait bir Milliyet Gazetesi kupüründen faydalanarak yazdım. O kupürde takvimler ile ilgili başka enteresan bilgiler de var. Bir ara onları da yazarım artık.
Büyük bir tesadüf eseri bugün uluslararası takvim ve saatin ülkemizde kabulü imiş. 26 Aralık 1925'te Miladi Takvim'e geçmişiz yani. Onu da resmi eklerken fark ettim.