Bıldır, geçen sene ya da bir sene önce manasında kullanılan bir kelime olup, bizim gibi İstanbullular pek bilmezler.
Atasözümüzün manası da "Önceden yediğin haltlar nedeni ile şimdi başın belada." olarak açıklanabilir. Orijinal şeklinin başlıkta yazdığı gibi olduğunu düşündüğüm atasözümüzün değişik versiyonları da mevcut. Bugün yenip de yarın tırmalayanlar, yazın yenip de kışın tırmalayanlar, dün yenip de bugün tırmalayanlar, akşam yenip de sabah tırmalayanlar gibi çeşitli zaman dilimleri için üretilmiş olan söylenişleri söz konusu. Hatta Türk Dil Kurumu'nun sitesindeki Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü'nde benim "kıçını" olarak ifade ettiğim bölümü adlı adınca belirtmişler. Uygun bir tanesini, uygun düşecek bir halde söylemek zevkli olur diye düşünüyorum.
Bu atasözü, hanımla yaşadığımız bir fikir teatisi esnasında aklıma geldi. Sokaklarda gördüğüm ağaçların, bitkilerin isimlerini ve haklarındaki bilgileri hanıma söylemek gibi bir alışkanlığım var. Bizim buralarda zebil gibi olan hurma ağaçlarını gösterdiğim zaman doğal olarak "Bu nasıl hurma? Benim bildiğim hurmalar küçük olur. Bunlar kocaman." şeklinde itirazlarda bulundu. Genellikle Ramazan'da oruç açmak maksadı aklımıza gelen küçük hurmalar ile bizim buralardaki koskoca hurmaların isimleri dışında her şeylerinin farklı olduğunu bilmek lazım.
Önce Ramazan'da tüketmeyi alışkanlık haline getirdiğimiz hurmaya gelelim. Bu hurmanın ağacı bildiğiniz palmiye ağacının bir türüdür. Bilimsel ismi de Phoenix dactylifera'dır. İkinci resimdeki ağaçtır. Hemen herkesin yediği ve bildiği hurma budur. Sıcağı seven bir ağaçtır. Türkiye'de pek bulunmaz.
Bizim buralardaki kocaman hurmalar ise tamamen farklı bir türdür. İlk resimde görülebileceği üzere ne meyvesinin ne de ağacının palmiye ile alakası yoktur. Soğukta da gayet iyi yaşar. Trabzon Hurması olarak bilinir bazı yörelerde. Meyvesinin olmuşu domatese benzer. Jöle gibi, çok ballı bir yapısı vardır. Olmamışı ise yenilmez bir şeydir. Adamın boğazında kalır.
İşte bu noktada başka yerlerde bulamayacağınız bir bilgiyi veriyorum. Aklınızın bir köşesine yazın. Bu iri hurmaların "ham yenen" belki de "hamyenen" denilen bazıları vardır. Bu hamyenenler adından da anlaşılacağı üzere tam olarak olgunlaşmadan da tüketilebilir. Hamyenenlere normal bir hurma ağacında rastlanabileceği gibi, bazı hurma ağaçların bütün meyveleri hamyenen statüsündedir. Bütün meyveleri hamyenen olan bir ağaç bulduğumuzda iş kolay olur. Herhangi birini koparıp yiyebiliriz. Yine de meyveler yemyeşilken değil, hafif sararmışlarken yenilmelidir.
Peki normal bir hurma ağacında hamyenen meyveyi diğerlerinden nasıl ayırabiliriz? Bunun için hurmanın arka kısmına bakılır. Normal hurmalarda arka kısım birinci resimde görüldüğü gibi çukurdur. Hamyenenlerde ise bu kısım düz ya da dışa doğru bombeli bir haldedir. Bu durumu üçüncü resimde görebiliyoruz. Resimdeki hurmalar kesinlikle çekirdeklidir ve ham olarak yenirler. Hamyenenler ısırıldığında içinde kahverengi bazı oluşumlar görülecektir. Bu nedenle çikolatalı diye bir tabir de kullanılır.
Hamyenenlerin en önemli özelliği çekirdekli olmalarıdır. Ancak entersan bir şekilde her hamyenenin çekirdek sayısı aynı olmayabilir. Bir hamyenende ne kadar çok çekirdek olursa o kadar tatlı ve yenilebilirdir. Bu nedenle hamyenen olabilme şüphesiyle kopartılan hurmanın hemen arkasında büyükçe bir diş alınarak çekirdeği var mı yok mu bakılır. Çok sayıda çekirdek görülürse içi bir sevinç kaplar. Zira bir iki çekirdekli hamyenenlerin ancak çekirdeklerinin etrafları insanın boğazında kalmadan yenilebilir. Buna karşılık sekiz çekirdekli bir hamyenenin tadına doyum olmaz. Çocukken bulduğumuz hamyenenlerin çekirdek sayıları çeşitli diyaloglara da vesile olmuştur.
- Oğlum bak sekiz çekirdekli, çikolatalı buldum ben.
- Çok ballısın. Ben sabahtan beri anca üç çekirdekli bulabildim.
Neticede bu biraz da şans işidir. Hamyenen konusundaki bu detaylı bilgilendirmeyi ancak çocukluğunun büyük bir kısmı benim gibi hurma ağaçlarının tepesinde geçen biri yapabilir.
Bu domates gibi olan hurmanın bilimsel ismi Diospyros kaki olup Çin kökenli bir meyvedir. Ancak dediğim gibi bizim buralarda zebil gibidir. O kadar çoktur ki kafamı pencerelerden herhangi birinden çıkarıp etrafa baktığım zaman mutlaka bir hurma ağacı görebilirim.
Hurma diye adlandırılan bir başka tür daha vardır. Halamların eski evinin hemen yanında tanıdığım, şu anda oturduğum evin yolunda da bir tane olan ve halamın bana Osuruk Hurması diye söylediği hurmadır bu. Bu meyve yukarıda detaylı olarak anlatılan Trabzon Hurması'nın ya da Kaki'nin benzeridir. Ancak meyveleri çok küçüktür. Bütün meyvelerinin içinden çok sayıda çekirdek çıkar. Tat olarak oldukça buruktur. Bence hamyenen daha iyidir. Bilimsel adının Diospyros lotus olduğunu düşünüyorum. İnternette ona en benzeyen Diospyros türü Diospyros lotus çünkü. Bu hurma da dördüncü resimde incelenebilir. Bildiğim kadarı ile Trabzon Hurması'nı aşılamak için de kullanılmaktadır.
Bu meyveler ile ilgili bir bilgi daha. Bunlar herkesin Abanoz olarak bildiği ve odunu mobilyacılıkta çok kıymetli olan ağaç ile aynı cinstendir. Abanoz'un bilimsel adı da Diospyros ebenum'dur.
Son söz olarak, hangi hurma neden kıçımızı tırmalamaktadır bilemiyorum ama daha önce hamyenen yememiş biri bence denemelidir diyorum.