Bugün gazetede küçük bir haber okudum. "Asya ülkelerinde yapılan ankete göre, yaşlarının çok altındaki görünümleri ve yüzlerinden eksik olmayan tebessümleri ile Sri Lankalılar kıtanın en mutlu insanları." yazıyordu. Haber bundan ibaretti.
Bu küçük haber beni geçmişe götürdü. Ülkemde çok az insanın Sri Lankalı arkadaşı olmuştur belki. Benim bir iki gün için de olsa küçük bir Sri Lankalı arkadaşım olmuştu.
Askerlik hizmetim esnasında, insan kaçakçılığı kapsamında yakaladığımız mültecilerden bazıları Sri Lanka'lı, birkaç tanesi Mısırlı ve Çinli, bir çoğu da Irak'lıydı. Erkek mülteciler nezarette tutulurlarken bayanlar ve çocuklar ayrı bir yerde tutulurlardı. 10-11 yaşlarındaki Sri Lankalı arkadaşım ise bayanlarla bir arada tutuluyor olmasına rağmen benimle birlikte karakolun içinde sıklıkla gezmiştir. Ülkelerinden kaçtıklarına göre bu Sri Lankalılar Tamil etnik kökenli olmalıydılar.
Haberde denildiği gibi gerçekten de her zaman gülümserdi bu küçük Sri Lankalı kız. Hiç bilmediği bir dilde ona bir şeyler söylediğim zamanlarda gülümsemesi daha da yayılırdı yüzüne. Ülkesinden binlerce kilometre uzakta, bilmediği insanların arasında korkması gerekirken yine de gülümserdi. Elini herhangi bir sebeple bırakacak olsam hemen pantolonumun cebine yapışırdı. Çekinirdi muhakkak. Ama yine de gülümserdi.
Senelerdir iç savaş ile yaşayan, kadın, çocuk, sivil demeden öldürülen bu insanların devamlı gülümsemesi mutlu olduklarından mı mutlu olmak istediklerinden midir bilemiyorum.
Sonra küçük Sri Lankalı kız ve diğer mülteciler yabancılar şubesine götürülmek, oradan da sınır dışı edilmek üzere otobüslere bindirildiler.
Otobüse binerken onu son kez gördüğümde gülümsemesi sanki biraz solmuştu. Belki de ben öyle görmek istedim. Her şeye rağmen yine de gülümsüyordu. Mayıs 2009'da sona eren iç savaştan sonra eskisi gibi gülümsemesi yüzüne yayılmıştır mutlaka.