Kitabın alt adı; Avrupa Birliği'nin Gizli Masonik Kimliği. Konu anlaşılabileceği gibi masonluğa ve eski masonik örgütlerden Gül ve Haç Kardeşliği'ne yönelik. Türkiye'nin Avrupa Birliği hayalinin gerçekleşmemesinin ya da gerçekleşemeyecek olmasının sebepleri irdeleniyor.
Yazar Aytunç Altındal'dan biraz bahsedelim. Kendisinin daha önce başka bir kitabını okumamıştım. O nedenle sadece bu kitaptan edindiğim bilgiler ve izlenimlere dayanacağım. Kendisinin 12 Eylül döneminde oldukça aktif olduğu görülüyor. Bazı kitaplarının -özellikle şiir kitaplarının- yasaklandığı da yine Gül ve Haç Kardeşliği eserinde belirtilmiş. Elimdeki kitaba göre onsekiz kitabı ve on çevirisi olduğunu da söyleyeyim. Çevirdiği kitaplardan biri Kapitalizmden Sosyalizme Geçiş Süreci Üzerine adında. Bu kitabın çevirisi nedeniyle açılan davadan beraat etmiş. Bir diğer çevirisi de Lenin'in Savaş ve İşçiler adlı kitabı. Bu kitap ise yasaklanmış.
Görüldüğü gibi Aytunç Altındal sosyalist eğilimli bir düşünceye sahip. Bunu yazmamın sebebi, sağ görüşlü bir yazar olarak düşünüp önyargı ile yaklaşmanızı engellemek istemem. Bilindiği üzere masonluk, gizli hristiyan örgütleri gibi hususlar daha çok sağ görüşlülerin tepkisini çeken oluşumlar.
Kitap için kendisi arka kapakta şu görüşünü dile getirmiş. "Türkiye'nin AB üyeliği için gerçek engeli İslamiyet değildir. AB'yi kuran ve yönetenler takiyye yapıyorlar. AB'de Kilise Hristiyanlığı olmayacak, Gnostik-Masonik Hristiyanların Birliği, Tanrısı ve Ahlâkı yönlendirici olacaktır. AB'ye Vatikan ve Papa bile alınmazken Türkiye, ne olduğu belirsiz laiklik anlayışı ile AB'nin hangi Gnostik-Masonik muktesabadını hazmedebilecektir ki?" Nitekim bu görüşü 3 Eylül 2003'te, AB Anayasa Konvansiyonu Başkanı ve eski Fransa Cumhurbaşkanı Valery Giscard d'Estainq şu uyarısı ile desteklemiş. "Türkiye AB'nin muktesebatını hazmedemez. Türkiye'yi aldatmaya son verelim." Muktesebat, edinilen, kazanılan bilgiler anlamına geliyor. Gnostik ise kitapta; "Doğrudan bilgi ve/veya doğrudan iman sahibi olanlar. Kilisenin dolaylı imanını reddederek, mistik ve ezoterik bilgilere inanırlar. 2-6. yüzyıllar arasında kilise tarafından ezildiler." şeklinde açıklanmış. Bu arada ezoterik; sözlük anlamı ile içsel demektir. Burada bir konudaki derin bilgilerin, sırların ehil olmayanlardan gizlenerek bir üstad tarafından sadece ehil olanlara öğretilmesi anlamındadır. Kitabı okurken de aynen bu şekilde açıklama içinde açıklamalara ve arkadaki sözlük ile açıklamalar, tanımlar, notlar bölümüne bakmak gerekiyor. Fakat yöntemin doğru olduğunu söylemeliyim. Örneğin ezoterik terimi yerine sözlük anlamı olan içsel kullanılsa idi hemen herkes içseli, "içte olan" gibi bir manada alacak ve konunun özü olan "bazı bilgilerin gizlenmesi gerekliliğini" tam olarak anlayamayacaktı.
Edebî bir eser değil, bir araştırma kitabı olduğundan pek bir akıcılık beklemenin anlamı yok bu kitaptan. Buna rağmen okurken sıkılınmayacak bir yapıda yazılmış. Tek sorun yaratacak durum devamlı arka taraftaki ek bilgilere başvurmak zorunda kalmak oluyor. Ancak dediğim gibi bu gerekli bir durum.
Bu kitabı okuduktan sonra emin olun Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecini daha değişik bir gözle izleyeceksiniz.