﻿<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?><rss version="2.0" xmlns:blogChannel="http://blog.aquarist.gen.tr/"><channel><title>aQuaRiST.Gen.Tr Blog - Mevzubahis ben isem hemen her şey teferruâttır.</title><link>http://blog.aquarist.gen.tr/</link><description>Mevzubahis ben isem hemen her şey teferruâttır.</description><copyright>Copyright aQuaRiST.Gen.Tr Blog</copyright><generator>http://blog.aquarist.gen.tr/</generator><item><title>Kılıçlar Adası - Wayne Thomas Batson</title><link>http://blog.aquarist.gen.tr/Post/72/Kiliclar-Adasi-Wayne-Thomas-Batson.aspx</link><description>&lt;div style="margin: 2px; padding: 2px; float: right; width: 254px; background-color: #ff9900; text-align: center;"&gt;&lt;img title="Kılı&amp;ccedil;lar Adası - Wayne Thomas Batson" alt="Kılı&amp;ccedil;lar Adası - Wayne Thomas Batson" src="http://i713.photobucket.com/albums/ww136/aQuaRiSTGenTr/Blog/WayneThomasBatson-KiliclarAdasi.jpg" width="250" height="376" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Kılı&amp;ccedil;lar Adası - Wayne Thomas Batson&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;Kitabın başında genelde tiyatro eserlerinde ve kimi klasik kitaplarda rastladığımız, romandaki karakterlerin kısa tanıtımlarının yer aldığı bir sayfaya yer vermişler. Daha sonra da denizcilik terimleri kafamızı karıştırmasın diye kitapta ge&amp;ccedil;en terimleri ve anlamlarını eklemişler. &amp;Ccedil;ok kimsenin duyduğu ama anlamını bilmediği &lt;b&gt;iskele&lt;/b&gt; ve &lt;b&gt;sancak&lt;/b&gt; ne demektir bu mini s&amp;ouml;zl&amp;uuml;kten &amp;ouml;ğrenebiliyoruz. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bunların arkasından da g&amp;uuml;zel bir kalyon resmi &amp;uuml;zerinde, s&amp;ouml;zl&amp;uuml;kte ge&amp;ccedil;en kelimelerin geminin neresinde olduğunu işaretlemişler. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu şekilde denizci havasına girdikten sonra kitaba başlayabiliyoruz. Başlıyoruz da ne oluyor peki? Doğrusunu s&amp;ouml;ylemek gerekirse pek birşey olmuyor. Basit bir korsan macerası. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Kılı&amp;ccedil;lar Adası&lt;/b&gt;'ndaki başrol korsanları bildiğimiz korsanlar gibi değiller pek. İsko&amp;ccedil;yalı korsan &lt;b&gt;Declan Ross&lt;/b&gt;, her ne kadar korsansa da sadece İsko&amp;ccedil;ya ile savaşta olan milletlerin gemilerine saldırıyor. İnsan &amp;ouml;ld&amp;uuml;rmekten imtina ediyor. Biraz da mecburiyetten korsan olduğundan, insan&amp;icirc; y&amp;ouml;nleri hen&amp;uuml;z &amp;ouml;lmemiş. &lt;!-- pagebreak --&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Declan Ross&lt;/b&gt; İsko&amp;ccedil;yalı demiştik. Gemisinin adının da &lt;b&gt;William Wallace&lt;/b&gt; olmasına şaşmamak l&amp;acirc;zım bu durumda. Şu &amp;uuml;nl&amp;uuml; &lt;b&gt;Cesur Y&amp;uuml;rek&lt;/b&gt; (&lt;b&gt;Braveheart&lt;/b&gt;) filminde bu &lt;b&gt;William Wallace&lt;/b&gt;'ın hayatı anlatılıyor. Filmin sonunda &lt;b&gt;William Wallace&lt;/b&gt; (&lt;b&gt;Mel Gibson&lt;/b&gt;), idam edilmeden &amp;ouml;nce "Freedom" diye bağırır. &lt;b&gt;William Wallace&lt;/b&gt; da ger&amp;ccedil;ekte "&amp;Ouml;zg&amp;uuml;r İsko&amp;ccedil;ya" diye bağırmış. Gel g&amp;ouml;r ki İsko&amp;ccedil;ya h&amp;acirc;l&amp;acirc; &amp;ouml;zg&amp;uuml;r değil. O da ayrı bir konu tabii.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kitabı ilgin&amp;ccedil; kılabilmek adına bazı hamleler yapılmış. Mesela işin i&amp;ccedil;erisinde muhteşem bir hazine ve tabii bunun haritası var. Kendilerini bu hazineyi korumaya adamış gizli bir tarikat var. Hafızasını yitirmiş bir adam var. Hatta &lt;b&gt;Hz. İsa&lt;/b&gt;'yı &amp;ccedil;armıha germekte kullanılan &amp;ccedil;iviler de var. Yalnız bu &amp;ccedil;ivilerden bahsedip beni heyecanlandırdı yazar ama sonradan pek de bir mevzusu ge&amp;ccedil;medi.&amp;nbsp; &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sonu&amp;ccedil; itibariyle korsanların birbirleriyle ve İngiliz donanmasıyla m&amp;uuml;cadelelerini anlatan bir macera kitabı. Okuyacak bir şey bulunamadığında okunmasında bir zarar olmaz.&lt;/p&gt;</description><pubDate>4/5/2010 10:36:29 PM</pubDate><author>Tolga | Monday, April 05, 2010 10:36 PM</author></item><item><title>Mona Lisa Gülüşünün Sırrı 2 </title><link>http://blog.aquarist.gen.tr/Post/71/Mona-Lisa-Gulusunun-Sirri-2.aspx</link><description>&lt;div style="margin: 2px; padding: 2px; float: left; width: 254px; background-color: #ff9900; text-align: center;"&gt;&lt;img title="Mona Lisa (La Jaconde)" alt="Mona Lisa (La Jaconde)" src="http://i713.photobucket.com/albums/ww136/aQuaRiSTGenTr/Blog/MonaLisa.jpg" width="250" height="378" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Mona Lisa (La Jaconde)&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;Daha 2,5 ay kadar &amp;ouml;nce (8 Ocak 2010) &lt;a title="Mona Lisa G&amp;uuml;l&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;n Sırrı Bir Daha Keşfedildi" href="http://blog.aquarist.gen.tr/Post/66/Mona-Lisa-Gulusunun-Sirri-Bir-Daha-Kesfedildi.aspx"&gt;şuradaki&lt;/a&gt; yazımda demiştim ki:&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;"Bu hızla gidildiği vakit eğer &amp;ouml;lmez de yirmi otuz sene daha yaşarsam, en 
az beş altı adet daha &lt;b&gt;Mona Lisa&lt;/b&gt; g&amp;uuml;l&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;n sırrı ile ilgili haber 
okuyacağımı d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yorum. Bari ben &amp;ouml;lmeden &amp;ouml;nce keşfetseler ne menem bir 
sır olduğunu."&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;17 Mart 2010 tarihli &lt;b&gt;H&amp;uuml;rriyet&lt;/b&gt;'te okuduğum bir haberle &lt;b&gt;Mona Lisa G&amp;uuml;l&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;n Sırrı&lt;/b&gt;'na bir kez daha v&amp;acirc;kıf olmak şerefine eriştim. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Buna g&amp;ouml;re şu &amp;uuml;nl&amp;uuml; g&amp;uuml;l&amp;uuml;ş&amp;uuml;n sırrı &lt;b&gt;optik yanılgı&lt;/b&gt; imiş. Neymiş bu işin i&amp;ccedil; y&amp;uuml;z&amp;uuml; &amp;ouml;ğrenelim. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Mona Lisa&lt;/b&gt;'nın g&amp;ouml;zlerine bakınca g&amp;uuml;l&amp;uuml;ms&amp;uuml;yor gibi g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;p, ağız kısmına bakınca bu g&amp;uuml;l&amp;uuml;msemenin kaybolmasının nedeni &lt;b&gt;Leonardo da Vinci&lt;/b&gt;'nin &amp;ouml;zel bir resim tekniği kullanmasındanmış. Profes&amp;ouml;r &lt;b&gt;Florian Hutzler&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;Da Vinci&lt;/b&gt;'nin bu aldatıcı g&amp;ouml;r&amp;uuml;nt&amp;uuml;y&amp;uuml; yapabilmesi i&amp;ccedil;in zeki teknikler kullandığını, ağız kısmındaki detayların neden olduğu optik yansımanın resme b&amp;ouml;yle bir &amp;ouml;zellik kazandırdığını s&amp;ouml;ylemiş. &lt;!-- pagebreak --&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Son olarak &lt;b&gt;Psychological Science&lt;/b&gt; dergisinde yayınlanan araştırmada &lt;b&gt;Da Vinci&lt;/b&gt;'nin kullandığı bu tekniğe "&lt;b&gt;Sfumato&lt;/b&gt;" adı verildiği de belirtilmiş.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İyi g&amp;uuml;zel de &lt;b&gt;Leonardo da Vinci&lt;/b&gt;'nin bu tekniği kullandığı zaten bilinen bir şeydi. O zaman Profes&amp;ouml;r &lt;b&gt;Florian Hutzler&lt;/b&gt; başka bir şeyler keşfetmiş olmalı. Fakat haberde bunun detayları yer almıyor. Bu durumda haber, sadece bilinen bir bilgiyi okuyuculara tekrar etmekten başka bir işe yaramamış oluyor. B&amp;ouml;ylelikle &lt;b&gt;H&amp;uuml;rriyet&lt;/b&gt; de bu habere ayrılan b&amp;ouml;l&amp;uuml;mde ansiklopedi yayınlamış oluyor da diyebiliriz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yirmi otuz sene daha yaşarsam en az beş altı adet &lt;b&gt;Mona Lisa G&amp;uuml;l&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;n Sırrı&lt;/b&gt; ile ilgili haber okuyacağımı &amp;ouml;ng&amp;ouml;rm&amp;uuml;şt&amp;uuml;m ama yanılmışım. Daha bir ka&amp;ccedil; ay ge&amp;ccedil;mişti ki yeni bir sır daha keşfedilmiş oldu. Buna g&amp;ouml;re &amp;ouml;ng&amp;ouml;r&amp;uuml;m&amp;uuml;, "&lt;b&gt;&amp;Ouml;lmez de yirmi otuz sene daha yaşarsam en az 80 - 100 adet daha Mona Lisa G&amp;uuml;l&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;n Sırrı ile ilgili haber okuyacağımı d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yorum.&lt;/b&gt;" olarak revize ediyorum. Haydi hayırlı olsun.&lt;/p&gt;</description><pubDate>3/22/2010 10:57:51 PM</pubDate><author>Tolga | Monday, March 22, 2010 10:57 PM</author></item><item><title>Pandora - Anne Rice</title><link>http://blog.aquarist.gen.tr/Post/70/Pandora-Anne-Rice.aspx</link><description>&lt;div style="margin: 2px; padding: 2px; float: right; width: 252px; background-color: #ff9900; text-align: center;"&gt;&lt;img title="Anne Rice - Pandora" alt="Anne Rice - Pandora" src="http://i713.photobucket.com/albums/ww136/aQuaRiSTGenTr/AnneRice-Pandora.jpg" width="250" height="441" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Pandora - Anne Rice&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Anne Rice&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;Stephenie Meyer&lt;/b&gt;'in &lt;b&gt;Alacakaranlık Serisi&lt;/b&gt; ile birlikte yeni bir patlama yaşayan vampir furyasının tanınmış yazarlarından. 1977'de yazmış olduğu &lt;b&gt;Vampirle G&amp;ouml;r&amp;uuml;şme&lt;/b&gt; isimli kitabının &lt;b&gt;Tom Cruise&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;Brad Pitt&lt;/b&gt; ve &lt;b&gt;Antonio Banderas&lt;/b&gt;'lı bir kadro ile filmi de &amp;ccedil;ekilmişti.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Pandora&lt;/b&gt; da &lt;b&gt;Anne Rice&lt;/b&gt;'ın 1998'de yazdığı yine vampir konulu bir roman. Bu kitabı ve bunun gibi onbeş kitabı daha &lt;b&gt;Star Gazetesi&lt;/b&gt;'nden 29 kupon biriktirerek aldım. Denilene g&amp;ouml;re bu kitaplar, &lt;b&gt;The New York Times&lt;/b&gt;'ın bestseller kitaplarıymış. Ayrıca araya sıkıştırayım; yakın zamanda yine 29 kupon karşılığında onbeş tane daha kitap alacağım &lt;b&gt;Star&lt;/b&gt;'dan. Sonra da onbeş adet &lt;b&gt;Sir Arthur Conan Doyle&lt;/b&gt;'un &lt;b&gt;Sherlock Holmes&lt;/b&gt;'&amp;uuml;nden alacağım. &lt;b&gt;Star Gazetesi&lt;/b&gt; b&amp;ouml;yle kitap vermeye devam ettik&amp;ccedil;e ben de &lt;b&gt;Star&lt;/b&gt; almaya devam ederim. Toplam 45 kitap bana uzun s&amp;uuml;re yeter sanırım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Konumuza d&amp;ouml;nelim. &lt;b&gt;Pandora&lt;/b&gt;'nın arka kapağında tabii ki kitabı &amp;ouml;v&amp;uuml;c&amp;uuml; c&amp;uuml;mlelere yer verilmiş. &lt;!-- pagebreak --&gt;&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;İştah kabartıcı. (Library Journal)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Baştan &amp;ccedil;ıkarıcı. (Booklist)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Korku&amp;ccedil; derece enerjik. (The New York Times Book Review)&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Hele ki şu "baştan &amp;ccedil;ıkarıcı" tanımlamasına da uyuz olurum. Bu kadar klasik tanımlamanın altına son bombayı patlatmışlar tabii.&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Rice'ın yapmış olduğu en muhteşem &amp;ccedil;alışma. (Raleigh News &amp;amp; Observer)&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Bir kitabın arka kapağında bunları g&amp;ouml;r&amp;uuml;yorsan ka&amp;ccedil;acaksın esasında. L&amp;acirc;kin bana nispeten bedelsiz ulaşmış bir kitap olduğu i&amp;ccedil;in, edindiğim bir başka şiarı uygulayıp, okudum.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kısaca konu şudur. &lt;b&gt;Pandora&lt;/b&gt;, vampir olmadan &amp;ouml;nce &lt;b&gt;Roma İmparatorluğu&lt;/b&gt; devrinde &lt;b&gt;Roma&lt;/b&gt;'da yaşayan, soylu bir aileye mensup, babası &lt;b&gt;Roma İmparatorları&lt;/b&gt;'na ve &lt;b&gt;Senato&lt;/b&gt;'ya yakın olan bir kızdır. Olaylar gelişir ve bir şekilde vampir olur. Vampir olması, kitabın yarısından fazlasını ge&amp;ccedil;tikten sonra meydana geliyor. Bir yerlerde okumuştum; &lt;b&gt;Anne Rice&lt;/b&gt;'ın vampirleri bizim bildiğimiz vampirlerden farklıymış. Bu kitapta da bunu anlayabiliyoruz. Mesela bu vampirler ha&amp;ccedil;tan falan korkmuyorlar. Zaten bu m&amp;uuml;mk&amp;uuml;n değil &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; &lt;b&gt;Pandora&lt;/b&gt; vampir olduktan &amp;ccedil;ok sonraları Hristiyanlığın doğuşuna tanıklık ediyor. Sarımsak ile ilgili de bir mevzu g&amp;ouml;remedim. Yarasaya d&amp;ouml;n&amp;uuml;şme, u&amp;ccedil;ma gibi hadiseler de s&amp;ouml;z konusu değil. G&amp;uuml;neşte yanma olayı var ama bizim bildiğimizden farklı. Bir de bu vampirler yaşlandıklarında heykel gibi bir şey oluyorlar. Kazık &amp;ccedil;akma işlerine girenine de rastlamadım bu kitapta.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hemen hemen b&amp;uuml;t&amp;uuml;n vampir romanlarında olduğu &amp;uuml;zere bu romanda da kimi erotik &amp;ouml;gelere yer verilmiş. Olmasa şaşardım zaten. Onlar da yerlerini almışlar. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kitap &lt;b&gt;Pandora&lt;/b&gt;'nın ağzından yazılmış. Pandora da bir kendini beğenmiş ki sormayın gitsin.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir de karşılaştırma yapalım haddimiz olmayarak. Şimdilerde vampir denilince akla &lt;b&gt;Stephanie Meyer&lt;/b&gt; geliyor ya. Ben &lt;b&gt;Stephanie Meyer&lt;/b&gt;'in &lt;b&gt;Alacakaranlık Serisi&lt;/b&gt;'ni okumadım. Ancak eşim sayesinde okumuş kadar oldum. Ayrıca ilk filmi de izledim. Yine de &lt;b&gt;G&amp;ouml;&amp;ccedil;ebe&lt;/b&gt; isimli bir romanını okumuştum. (&lt;a title="G&amp;ouml;&amp;ccedil;ebe - Stephenie Meyer" href="http://blog.aquarist.gen.tr/Post/12/Gocebe-Stephenie-Meyer.aspx"&gt;tıklayınız.&lt;/a&gt;) İşlediği konuya hakim, hayalg&amp;uuml;c&amp;uuml; geniş ve anlatım kabiliyeti de y&amp;uuml;ksek&amp;ccedil;e bir yazar olduğunu s&amp;ouml;yleyebilirim. &lt;b&gt;Anne Rice&lt;/b&gt; ise hayalg&amp;uuml;c&amp;uuml; konusunda &lt;b&gt;Stephenie Meyer&lt;/b&gt;'den &amp;ccedil;ok daha derin bir yazar belli ki. Konuya hakimiyeti de iyi fakat anlatım kabiliyeti konusunda bence yetersiz kalıyor. Kitapta bazı b&amp;ouml;l&amp;uuml;mler karmakarışık &amp;acirc;deta. Hayalg&amp;uuml;c&amp;uuml;ne h&amp;acirc;kim olamıyor herhalde.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sıra ayrıntılarda boğulmaya geldi.&amp;nbsp;&lt;b&gt;Roma İmparatorluğu&lt;/b&gt; d&amp;ouml;neminden bahsedilen b&amp;ouml;l&amp;uuml;mler ilgi &amp;ccedil;ekici. O zamanların en uygar toplumu sayılan Romalılar'ın&amp;nbsp;ilgin&amp;ccedil; bir adetinden bahsediliyor. Ben daha evvelden biliyordum ama bilmeyen &amp;ccedil;ok insan olduğunu da bildiğimden burada yer vereceğim. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu konuda &amp;ouml;zetle şu yazıyor kitapta. "Eski Roma'da verilen davetlerde tıka basa yiyen davetliler, &lt;b&gt;kusma odası&lt;/b&gt; adı verilen b&amp;ouml;l&amp;uuml;me ge&amp;ccedil;erek midelerini boşaltır ve diğer yiyecekler i&amp;ccedil;in yer a&amp;ccedil;arlardı. Her bir şeyin tadına bakıldıktan sonra da evin k&amp;ouml;lelerine tecav&amp;uuml;z edilirdi. Dişi ya da erkek farketmezdi."&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; Ben de yenen yemeklerin muhtevası hakkında birka&amp;ccedil; bilgi sunmak isterim.&amp;nbsp;Yenilen yemekler arasında b&amp;uuml;lb&amp;uuml;l, salyangoz, leylek, karga gibi hayvanlar varmış. En sevilen yemeklerden biri yavru domuzun d&amp;ouml;l yatağı imiş. Hatta tarih&amp;ccedil;i &lt;b&gt;Aelius Lamprides&lt;/b&gt;'in anlattıklarına bakılırsa, imparator konuklarına tavus kuşu dili ve canlı horozlardan kestirdiği ayak ve ibikler sunarmış ve a&amp;ccedil;ık b&amp;uuml;fedeki yemekleri papağan kafalarıyla s&amp;uuml;slerlermiş. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Son olarak bu dehşet verici yemek listesine kitapta da adı ge&amp;ccedil;en bir sosu eklemek gerekir. &lt;b&gt;Garum&lt;/b&gt; adı verilen bu sos &lt;b&gt;Pandora&lt;/b&gt;'da sadece ismen ge&amp;ccedil;iyor ama ben nasıl yapıldığını da buldum. Şu şekilde; k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k su &amp;uuml;r&amp;uuml;nleri ve b&amp;uuml;y&amp;uuml;k balıkların i&amp;ccedil; organları 2-3 ay s&amp;uuml;reyle g&amp;uuml;neşin altında kontroll&amp;uuml; bi&amp;ccedil;imde &amp;ccedil;&amp;uuml;r&amp;uuml;t&amp;uuml;ld&amp;uuml;kten sonra s&amp;uuml;z&amp;uuml;l&amp;uuml;r ve sarı bir sıvı halindeki &lt;b&gt;garum&lt;/b&gt; elde edilirmiş. Bu &lt;b&gt;garum&lt;/b&gt;, aklınıza gelebilecek hemen her şeye eklenen bir tat olarak Romalıların vazge&amp;ccedil;emediği bir şeymiş. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İşte modern &lt;b&gt;Roma İmparatorluğu&lt;/b&gt;'nun hali bu şekilde imiş o zamanlar. En azından ev hali. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir başka dikkatimi &amp;ccedil;eken şey de şu.&lt;b&gt; Pandora&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;Roma&lt;/b&gt;'dan ayrılmak zorunda kaldığı zaman &lt;b&gt;Antioch&lt;/b&gt; isimli bir şehre geliyor. Bu şehrin, romanın ge&amp;ccedil;tiği &amp;ccedil;ağlarda d&amp;uuml;nyanın 3. ya da 4. b&amp;uuml;y&amp;uuml;k şehri olduğu s&amp;ouml;ylenir. Esasında bizim yakından bildiğimiz bir şehir burası. &lt;b&gt;Hatay&lt;/b&gt; ilinin merkez il&amp;ccedil;esi &lt;b&gt;Antakya&lt;/b&gt;. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Anne Rice&lt;/b&gt; ile ilgili &lt;b&gt;Wikipedia&lt;/b&gt;'da, &amp;ouml;nceleri ateist olduğu ancak son zamanlarda &amp;ccedil;ocukluk dini olan Katolik inancına d&amp;ouml;n&amp;uuml;ş yaptığı yazıyordu. Artık vampir romanları değil, &lt;b&gt;Hz. İsa&lt;/b&gt; ile ilgili romanlar yazıyormuş. Kitapta &lt;b&gt;Pandora&lt;/b&gt;, Hristiyanlık'ın doğuşunu ve gelişmesini, uzun yıllar yaşayan bir vampir olarak g&amp;ouml;zlemliyor. Ateist olduğu zamanlarda yazılmış bir kitap olduğu belli. Mesela romanın diğer karakteri &lt;b&gt;Marius&lt;/b&gt;'un ağzından şu minvalde c&amp;uuml;mleler d&amp;ouml;k&amp;uuml;l&amp;uuml;yor.&amp;nbsp; &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;"Hristiyanlar daha bir mezhep bile olamadılar. Bazıları &lt;b&gt;John&lt;/b&gt;'a bazıları &lt;b&gt;İsa&lt;/b&gt;'ya tapıyor."&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Burada &lt;b&gt;John&lt;/b&gt; adı ile ge&amp;ccedil;en kişi bizim &lt;b&gt;Hz. Yahya&lt;/b&gt; olarak bildiğimiz ve &lt;b&gt;Hz. Zekeriya&lt;/b&gt;'nın oğlu olan peygamberdir. Kitapta &lt;b&gt;Baptist John&lt;/b&gt; olarak da kimi yerlerde ge&amp;ccedil;iyor. &lt;b&gt;Jesus&lt;/b&gt;'u &lt;b&gt;İsa&lt;/b&gt; olarak &amp;ccedil;evirmişler ama nedense &lt;b&gt;John&lt;/b&gt;'u &lt;b&gt;Vaftizci Yahya&lt;/b&gt; olarak &amp;ccedil;evirmemişler. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir başka yerde ş&amp;ouml;yle diyor &lt;b&gt;Marius&lt;/b&gt;.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;"&lt;b&gt;John&lt;/b&gt; ve &lt;b&gt;İsa&lt;/b&gt;'yı tanımış olanların yazdıkları kitapların hi&amp;ccedil;birinde, ikisinden birinin &amp;ouml;l&amp;uuml;mden sonra dirileceklerini s&amp;ouml;yledikleri bir yer bulamadım. B&amp;uuml;t&amp;uuml;n bunları &lt;b&gt;Paul&lt;/b&gt; kattı." &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu c&amp;uuml;mleyi biraz daha a&amp;ccedil;arsak; &lt;b&gt;Vaftizci Yahya&lt;/b&gt; ve &lt;b&gt;Hz. İsa&lt;/b&gt;'nın, &amp;ouml;l&amp;uuml;mden sonra yaşam ile ilgili bir şey anlatmadıklarını s&amp;ouml;yl&amp;uuml;yor. &lt;b&gt;Vaftizci Yahya&lt;/b&gt; ve &lt;b&gt;Hz. İsa&lt;/b&gt;'yı tanıyanların yazdıkları kitaplar olarak bahsedilen kitaplar, herhalde İncilin ilk zamanlardaki onlarca versiyonu oluyor. B&amp;uuml;t&amp;uuml;n bunları Hristiyanlık'ın i&amp;ccedil;ine, şimdiki d&amp;uuml;nyamızda &lt;b&gt;Aziz Paul&lt;/b&gt; olarak bilinen kişinin kattığını iddia ediyor. Bu c&amp;uuml;mlelerle ilgili olarak başka bir konuya ge&amp;ccedil;eyim. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hristiyanlık'ta &amp;ouml;l&amp;uuml;mden sonra yaşam inancı, bizim inancımıza g&amp;ouml;re de en başından beri olması gereken bir olgu. Bunu kitapta yazıldığı gibi &lt;b&gt;Aziz Paul&lt;/b&gt;'&amp;uuml;n eklemesine gerek yok. Fakat &lt;b&gt;Aziz Paul&lt;/b&gt;'&amp;uuml;n ge&amp;ccedil;mişini incelersek, Hristiyanlık'ın ilk baştaki inan&amp;ccedil;ları i&amp;ccedil;erisinde olmayan kimi uygulamaların, sonradan bu dine eklenmesine neden olmuş olabileceğini d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Aziz Paul&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;Tarsus&lt;/b&gt; doğumlu bir &lt;b&gt;Yahudi&lt;/b&gt;'dir. Ger&amp;ccedil;ek adı &lt;b&gt;Saul&lt;/b&gt;'d&amp;uuml;r. &lt;b&gt;Roma İmparatorluğu&lt;/b&gt;'nda komutanlık yaptığı zamanlarda &lt;b&gt;Hz. İsa&lt;/b&gt;'nın &amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml;nden sonra cemiyetin başına ge&amp;ccedil;en &lt;b&gt;Havari Petrus&lt;/b&gt;'un etrafında toplanan &lt;b&gt;İsev&amp;icirc;&lt;/b&gt;'lere b&amp;uuml;y&amp;uuml;k baskılar ve eziyetler yapmıştır. Daha sonra &lt;b&gt;Hz. İsa&lt;/b&gt;'nın bir vizyonunu g&amp;ouml;rd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n&amp;uuml; s&amp;ouml;yleyip &lt;b&gt;Barnabas&lt;/b&gt;'ın himayesinde &lt;b&gt;Havari Petrus&lt;/b&gt;'un cemaatine katıldı. Bug&amp;uuml;ne kadar yaptığı hataları affettirmek i&amp;ccedil;in misyonerlik faaliyetlerine başladı ve &amp;ccedil;ok yerlere gitti. Gittiği yerlerde kendi cemaatini oluşturdu ve bu yeni dinde k&amp;ouml;kl&amp;uuml; değişiklikler yaptı. Mesela s&amp;uuml;nnet'i ve domuz yasağını kaldırdı. O zamana kadar &lt;b&gt;Havari Petrus&lt;/b&gt;'un kontrol&amp;uuml;nde tek başlı olan kilise de &lt;b&gt;Aziz Paul&lt;/b&gt;'&amp;uuml;n gittiği yerlerde kurduğu ve bug&amp;uuml;n &lt;b&gt;Pavlik Kiliseler&lt;/b&gt; olarak adlandırılan kiliseler nedeni ile b&amp;ouml;l&amp;uuml;nm&amp;uuml;ş oldu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Konu uzadık&amp;ccedil;a uzuyor ama yukarıda adı ge&amp;ccedil;en &lt;b&gt;Barnabas&lt;/b&gt;'tan da bahsetmek l&amp;acirc;zım. &lt;b&gt;Barnabas&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;Aziz Paul&lt;/b&gt;'&amp;uuml;n ilk misyonerlik gezisine katılmıştı. Sonra yolları ayrıldı ve &lt;b&gt;Aziz Paul&lt;/b&gt;'&amp;uuml;n getirdiği yeni yorumlara karşı &amp;ccedil;ıktı. S&amp;uuml;nnet olma gerekliliğini savundu. Daha &amp;ouml;nemlisi, &lt;b&gt;Barnabas İncili&lt;/b&gt; adı verilen bir İncil daha vardır. Bilindiği gibi bug&amp;uuml;n &lt;b&gt;Hristiyan Kilisesi&lt;/b&gt; tarafından &lt;b&gt;Matta&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;Markos&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;Luka&lt;/b&gt; ve &lt;b&gt;Yuhanna &lt;/b&gt;İncilleri'nden başka İncil kabul edilmemektedir. &lt;b&gt;Barnabas İncili&lt;/b&gt;'nde, bug&amp;uuml;nk&amp;uuml; Hristiyanlık'ın temel inancı teslisten (Baba, oğul, kutsal ruh) &amp;ccedil;ok tek tanrı inancına y&amp;ouml;nelik bir anlatım olduğu, &lt;b&gt;Hz. Muhammed&lt;/b&gt;'in geleceğinin m&amp;uuml;jdelendiği, domuz etinin, şarabın yasak, s&amp;uuml;nnetin, namazın şart olduğu yazmaktadır. Fakat bu İncil &amp;uuml;zerinde &amp;ccedil;eşitli spek&amp;uuml;lasyonlar da vardır. Mesela bunu M&amp;uuml;sl&amp;uuml;manların yazdığı da iddia edilmektedir. İlmimin yetmeyeceği konulara fazla girmek istemiyorum. O nedenle bu İncil'in linkini veriyorum. Siz kendiniz inceleyin. &lt;a target="_blank" title="Barnabas İncili" href="http://barnabas-incili.com"&gt;http://barnabas-incili.com&lt;/a&gt; &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kitaba d&amp;ouml;nersek; son olarak s&amp;ouml;yleyeceğim şudur. Vampir hik&amp;acirc;yelerini seviyorsanız okuyun. Konuya tam h&amp;acirc;kim olabilmek i&amp;ccedil;in &lt;b&gt;Vampirle G&amp;ouml;r&amp;uuml;şme&lt;/b&gt; isimli birinci kitaptan başlayıp sırasıyla okumanız daha yararlı olur. Ben şahsen elime ge&amp;ccedil;erse ve okuyacak başka bir kitap da yoksa okurum. Aksi takdirde vampir kitapları ile vakit kaybetmek yerine vampir filmleri ile vakit kaybetmeyi yeğlerim.&lt;/p&gt;</description><pubDate>3/1/2010 7:47:12 AM</pubDate><author>Tolga | Monday, March 01, 2010 7:47 AM</author></item><item><title>Sir Anthony Hopkins ve Elephant Man (Fil Adam)</title><link>http://blog.aquarist.gen.tr/Post/69/Sir-Anthony-Hopkins-ve-Elephant-Man-Fil-Adam-.aspx</link><description>&lt;div style="margin: 2px; padding: 2px; float: left; width: 252px; background-color: #ff9900; text-align: center;"&gt;&lt;img title="Joseph Carey Merrick" alt="Joseph Carey Merrick" src="http://i713.photobucket.com/albums/ww136/aQuaRiSTGenTr/Blog/JosphCareyMerrick.jpg" width="250" height="375" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Joseph Carey Merrick&lt;br /&gt;The Elephant Man (Fil Adam)&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;
Bug&amp;uuml;n aklıma geldi ve yazmak istedim.
&lt;p&gt;İnternette bir yerde &lt;b&gt;The Elephant Man&lt;/b&gt; (&lt;b&gt;Fil Adam&lt;/b&gt;) filmi i&amp;ccedil;in yapılan yorumlardan birinde, &lt;b&gt;Sir Anthony Hopkins&lt;/b&gt;'in &lt;b&gt;Elephant Man&lt;/b&gt;'i ilk g&amp;ouml;rd&amp;uuml;ğ&amp;uuml; sahnedeki y&amp;uuml;z ifadesinden bahsedilmişti. &amp;Ouml;zet olarak diyordu&amp;nbsp;ki yorumcu;&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;"&lt;b&gt;Sir Anthony Hopkins&lt;/b&gt;'in, &lt;b&gt;Elephant Man&lt;/b&gt;'i ilk g&amp;ouml;rd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;nde yaşadığı&amp;nbsp;şaşkınlıktan, g&amp;ouml;zlerinden yaşlar damlamasına neden olan acıma duygusuna ge&amp;ccedil;işi&amp;nbsp;muhteşemdir."&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;O sahneyi tekrar izlemek bahanesiyle filmin b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir kısmını da&amp;nbsp;yeniden izlemiş oldum. Bunu yapmayı pek istemiyordum ger&amp;ccedil;i. İnsanı &amp;uuml;z&amp;uuml;yor bu film. Hele ki bazı sahnelerde g&amp;ouml;z sinirlerinize ve kaslarınıza h&amp;uuml;kmetme gayretiniz, alnınıza değişik bir t&amp;uuml;r sızı olarak yansıyor. Bahse konu olan sahneyi aşağıda izleyebilirsiniz.&lt;!-- pagebreak --&gt;&lt;/p&gt;
&lt;div style="text-align:center;"&gt;
&lt;object height="257" width="400" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000"&gt;
&lt;param name="allowFullScreen" value="true" /&gt;
&lt;param name="AllowScriptAccess" value="always" /&gt;
&lt;param name="bgcolor" value="#000000" /&gt;
&lt;param name="flashVars" value="id=18298854&amp;amp;vid=7035427&amp;amp;lang=en-us&amp;amp;intl=us&amp;amp;thumbUrl=http%3A//l.yimg.com/a/p/i/bcst/videosearch/13518/102843703.jpeg&amp;amp;embed=1" /&gt;
&lt;param name="src" value="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.46" /&gt;&lt;embed height="257" width="400" src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.46" flashvars="id=18298854&amp;amp;vid=7035427&amp;amp;lang=en-us&amp;amp;intl=us&amp;amp;thumbUrl=http%3A//l.yimg.com/a/p/i/bcst/videosearch/13518/102843703.jpeg&amp;amp;embed=1" bgcolor="#000000" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;
&lt;/object&gt;
&lt;br /&gt;&lt;a href="http://video.yahoo.com/watch/7035427/18298854"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;T&amp;uuml;rk&amp;ccedil;e &amp;ccedil;evirisini de yazayım o videonun. &lt;/div&gt;
&lt;p&gt;- Hayat s&amp;uuml;rprizlerle dolu.&lt;br /&gt;- Bu yaratığın zavallı annesinin talihini d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;n.&lt;br /&gt;- Yere yıkıldı hamileliğinin d&amp;ouml;rd&amp;uuml;nc&amp;uuml; ayında bir fil tarafından.&lt;br /&gt;- Yere yıkıldı Afrika'nın bilinmeyen bir adasında.&lt;br /&gt;- Netice g&amp;ouml;r&amp;uuml;lmeyecek gibi değil.&lt;br /&gt;- Bayanlar ve baylar; işte korkun&amp;ccedil; Fil Adam...&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Biraz filmin hik&amp;acirc;yesinen bahsedelim. Y&amp;ouml;netmen &lt;b&gt;David Lynch&lt;/b&gt;. 1980 yapımı bir film ama siyah beyaz &amp;ccedil;ekilmiş. Bunun nedeni filmin 1862 - 1890 yılları arasında yaşamış olan&amp;nbsp;&lt;b&gt;Joseph Carey Merrick&lt;/b&gt;'in hayat hik&amp;acirc;yesini anlatıyor olması. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sonraları yapılan araştırmalar neticesinde &lt;b&gt;Neurofibromatosis &lt;/b&gt;adlı bir hastalığı olduğu anlaşılan (O zamanlar bu hastalık bilinmiyormuş.) &lt;b&gt;Joseph Carey Merrick&lt;/b&gt; (&lt;b&gt;John Hurt&lt;/b&gt;) ya da nam-ı diğer &lt;b&gt;The Elephant Man&lt;/b&gt; (&lt;b&gt;Fil Adam&lt;/b&gt;), sirklerde teşhir edilmekte ve bir yaratık muamelesi g&amp;ouml;rmektedir. Filmde ismi galiba &lt;b&gt;John Merrick&lt;/b&gt; olarak ge&amp;ccedil;iyor. Bir cerrah olan &lt;b&gt;Dr. Frederick Treves&lt;/b&gt; (&lt;b&gt;Sir Anthony Hopkins&lt;/b&gt;), &lt;b&gt;Fil Adam&lt;/b&gt;'ı bulur ve topluma kazandırma gayreti i&amp;ccedil;erisine girer. Hayatı boyunca acı &amp;ccedil;ekmiş olan &lt;b&gt;Fil Adam&lt;/b&gt; i&amp;ccedil;in yeni ve harikulade bir hayattır bu ancak insanoğlu k&amp;ouml;t&amp;uuml;d&amp;uuml;r. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İzlerken nerede ise hemen her sahnede &lt;b&gt;Sir Anthony Hopkins&lt;/b&gt;'in videodaki haline d&amp;uuml;şmemek i&amp;ccedil;in olduk&amp;ccedil;a zorlanmak gerekiyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Filmde insanı d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nceye sevkedici replikler var. Ben şu son izlediğimde rastladığım iki replikle konuyu kapatıyorum ve izleyin diyorum. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Dr. Frederick Treves'in arkadaşı&lt;/b&gt;: Akıl durumu hakkında herhangi bir a&amp;ccedil;ıklama yapmadın.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Dr. Frederick Treves&lt;/b&gt;: O doğuştan geri kalmış. Tamamen aptal biri. Umarım &amp;ouml;yledir...&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Mr. Carr Gomm&lt;/b&gt;: Nasıl bir hayat ge&amp;ccedil;irdiğini hayal edebiliyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Dr. Frederick Treves&lt;/b&gt;: Sanırım evet.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Mr. Carr Gomm&lt;/b&gt;: Ben sanmıyorum. Hi&amp;ccedil; birimiz bunu hayal edemeyiz.&lt;/p&gt;</description><pubDate>2/23/2010 5:58:31 PM</pubDate><author>Tolga | Tuesday, February 23, 2010 5:58 PM</author></item><item><title>Mona Lisa Gülüşünün Sırrı Bir Daha Keşfedildi</title><link>http://blog.aquarist.gen.tr/Post/66/Mona-Lisa-Gulusunun-Sirri-Bir-Daha-Kesfedildi.aspx</link><description>&lt;div style="margin: 2px; padding: 2px; float: right; width: 254px; background-color: #ff9900; text-align: center;"&gt;&lt;img title="Mona Lisa (La Jaconde)" alt="Mona Lisa (La Jaconde)" src="http://i713.photobucket.com/albums/ww136/aQuaRiSTGenTr/Blog/MonaLisa.jpg" width="250" height="378" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Mona Lisa (La Jaconde)&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;
Gazetede okuyorum. "&lt;b&gt;Mona Lisa'nın Sırrı &amp;Ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;ld&amp;uuml;.&lt;/b&gt;" Alt başlık da "&lt;b&gt;Tebess&amp;uuml;m&amp;uuml; kolesteroldenmiş.&lt;/b&gt;"
&lt;p&gt;Şu yaşıma geldim, &lt;b&gt;Mona Lisa&lt;/b&gt;'nın g&amp;uuml;l&amp;uuml;ş&amp;uuml; ile ilgili ka&amp;ccedil; sırrın keşfedildiğini g&amp;ouml;rd&amp;uuml;m. Hangisine inanacağımı şaşırmış durumdayım. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Mona Lisa&lt;/b&gt;'dan biraz bahsedelim. Herkesce malum,&lt;b&gt; Leonardo da Vinci&lt;/b&gt;'nin ve d&amp;uuml;nyanın en &amp;uuml;nl&amp;uuml; tablolarından biridir. Tablodaki kadının kim olduğu tam bir muammadır. &lt;b&gt;Francesco del Giocondo&lt;/b&gt;'nun eşi &lt;b&gt;Mona Lisa&lt;/b&gt; olduğu g&amp;ouml;r&amp;uuml;ş&amp;uuml; daha hakim olduğundan, tablo da &lt;b&gt;Mona Lisa&lt;/b&gt; olarak bilinir. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu tabloyu ilk kez bir ortaokul kitabında g&amp;ouml;rm&amp;uuml;şt&amp;uuml;m. O kitapta altında &lt;b&gt;Mona Lisa&lt;/b&gt; değil &lt;b&gt;La Jaconde &lt;/b&gt;yazıyordu. Sonradan &amp;ouml;ğrendiğime g&amp;ouml;re tablonun bir diğer adı da &lt;b&gt;La Jaconde&lt;/b&gt; imiş. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Mona Lisa&lt;/b&gt;'nın bu kadar &amp;uuml;nl&amp;uuml; olmasının bir ka&amp;ccedil; nedeni var. &lt;!-- pagebreak --&gt;&lt;/p&gt;
&lt;div style="margin: 2px; padding: 2px; float: left; width: 254px; background-color: #ff9900; text-align: center;"&gt;&lt;img title="Leonardo da Vinci" alt="Leonardo da Vinci" src="http://i713.photobucket.com/albums/ww136/aQuaRiSTGenTr/Blog/LeonardodaVinci.jpg" width="250" height="404" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Leonardo da Vinci&lt;br /&gt;(1452 - 1519)&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;Birinci neden &lt;b&gt;Leonardo da Vinci&lt;/b&gt;'nin kendisi. Sadece ressam değil, bir bilim adamı olarak kabul edilen &lt;b&gt;Leonardo da Vinci&lt;/b&gt;, evlilik dışı bir ilişkiden d&amp;uuml;nyaya gelmiş olduğundan &amp;uuml;niversiteye gidememiştir. İnsan anatomisi &amp;uuml;zerine yaptığı &amp;ccedil;izimlerde kadavralar kullanmıştır. &amp;Ccedil;eşitli makineler icat etmiştir. Hatta Osmanlı Padişahı &lt;b&gt;II. Bayezid &lt;/b&gt;1502'de, &lt;b&gt;Leonardo da Vinci&lt;/b&gt;'ye Hali&amp;ccedil;'in &amp;uuml;zerine yapılmak &amp;uuml;zere bir k&amp;ouml;pr&amp;uuml; modeli &amp;ccedil;izdirmiştir. Bu k&amp;ouml;pr&amp;uuml; hi&amp;ccedil; yapılmamıştır ama 2010 yılında Hali&amp;ccedil; &amp;uuml;zerindeki iki ada arasında bu &amp;ccedil;izime sadık kalınarak bir k&amp;ouml;pr&amp;uuml; yapılacağı duyurulmuştur. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kısaca &lt;b&gt;Leonardo da Vinci&lt;/b&gt;, mimar, m&amp;uuml;hendis, ressam, heykeltraş, m&amp;uuml;zisyen, matematik&amp;ccedil;i, mucit gibi birden fazla sıfatı olan &amp;ccedil;ok ilgi &amp;ccedil;ekici ve gizemli bir kişiliktir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Mona Lisa&lt;/b&gt;'nın &amp;uuml;n&amp;uuml;n&amp;uuml;n bir diğer nedeni de bu tablonun 1911'de Louvre M&amp;uuml;zesi'nden &amp;ccedil;alınmasıdır. Olaydan iki sene sonra bulunmuştur. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bunların yanında &lt;b&gt;Mona Lisa&lt;/b&gt;'nın kim olduğu da bir bilinmezlik perdesi arkasında olduğundan, tablonun &amp;uuml;n&amp;uuml; katmerlenmiştir. &amp;Uuml;st&amp;uuml;ne bir de &lt;b&gt;Dan Brown&lt;/b&gt;'ın &lt;b&gt;Da Vinci Şifresi&lt;/b&gt; kitabı gelince &amp;uuml;n aldı başını y&amp;uuml;r&amp;uuml;d&amp;uuml;.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Gelelim gazetedeki habere.&lt;/p&gt;
&lt;div style="margin: 2px; padding: 2px; float: right; width: 254px; background-color: #ff9900; text-align: center;"&gt;
&lt;img title="Mona Lisa - Leonardo da Vinci" alt="Mona Lisa - Leonardo da Vinci" src="http://i713.photobucket.com/albums/ww136/aQuaRiSTGenTr/Blog/Leonardo-MonaLisa.jpg" width="250" height="325" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Leonardo da Vinci iddiaya g&amp;ouml;re&lt;br /&gt;Mona Lisa'da kendini resmetmiş.&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;
Palermo &amp;Uuml;niversitesinden &lt;b&gt;Vito Franco&lt;/b&gt;, gizemli g&amp;uuml;l&amp;uuml;ş&amp;uuml;n ardında y&amp;uuml;ksek kolesterol olduğunu s&amp;ouml;ylemiş. Sol g&amp;ouml;z&amp;uuml;nde y&amp;uuml;ksek kolesterolden kaynaklanan yağ dokusu birikiminin bulunduğunu ve ellerinden birinde de yağ h&amp;uuml;crelerinden oluşan bir t&amp;uuml;r t&amp;uuml;mor fark edildiğini belirtmiş.
&lt;p&gt;Tam alakasını anlamadım ama sanıyorum kolesterol dudak kısımlarını dolgunlaştırıyor herhalde.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bunun dışında &lt;b&gt;Mona Lisa&lt;/b&gt;'nın, &lt;b&gt;Leonardo da Vinci&lt;/b&gt;'nin kendi portresi olduğu da iddia edilmiştir. &lt;b&gt;Dr. Lillian Schwartz&lt;/b&gt; isimli bir kişi tarafından ortaya atılan iddiaya g&amp;ouml;re &lt;b&gt;Leonardo da Vinci&lt;/b&gt; ve tablodaki modelin y&amp;uuml;z &amp;ouml;zelliklerinin, sayısal analizlere dayanarak aynı olduğu s&amp;ouml;ylenmiştir. Dolayısı ile tablodaki tebess&amp;uuml;m&amp;uuml;n, &lt;b&gt;Leonardo da Vinci&lt;/b&gt;'ye ait olduğu da s&amp;ouml;ylenebilir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir başka iddia ise, &lt;b&gt;Mona Lisa&lt;/b&gt; g&amp;uuml;l&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;, yeni doğum yapmış bir annenin tebess&amp;uuml;m&amp;uuml; olarak g&amp;ouml;stermektedir. 2004'te tablo &amp;uuml;zerinde yapılan araştırmalara g&amp;ouml;re &lt;b&gt;Mona Lisa&lt;/b&gt;'nın boynundan aşağısını &amp;ccedil;ok ince ve saydam bir t&amp;uuml;lle &amp;ouml;rtt&amp;uuml;ğ&amp;uuml; belirlenmiş. O zamanlar bu tarz bir t&amp;uuml;l&amp;uuml;, hamile ya da yeni doğum yapmış kadınlar kullanırmış. Uzmanlara g&amp;ouml;re bu tablo &lt;b&gt;Mona Lisa&lt;/b&gt;'nın ikinci oğlunun doğumuna ithafen yapılmış. Bu araştırmada başka enteresan bilgilere de ulaşılmış. Mesela, &lt;b&gt;Mona Lisa&lt;/b&gt; tablosunda hi&amp;ccedil; bir fır&amp;ccedil;a izi yokmuş. Yekpare bir boya tabakasından m&amp;uuml;teşekkilmiş.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yine bir başka iddiayı da kestiğim gazete kup&amp;uuml;rlerinden &amp;ccedil;ıkardım. Biri Sabah Gazetesi. Diğerini bilemiyorum. Ne tarih atmışım ne de başka bir not almışım. &amp;Ouml;nemli olan haber. Bir kup&amp;uuml;rde haber başlığı "&lt;b&gt;Mona Lisa'nın Sırrı&lt;/b&gt;", diğerinde ise "&lt;b&gt;Mona Lisa'nın Sırrı &amp;Ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;ld&amp;uuml;&lt;/b&gt;".&lt;/p&gt;
&lt;div style="margin: 2px; padding: 2px; float: left; width: 108px; background-color: #ff9900; text-align: center;"&gt;
&lt;img title="Mona Lisa G&amp;uuml;l&amp;uuml;ş&amp;uuml;" alt="Mona Lisa G&amp;uuml;l&amp;uuml;ş&amp;uuml;" src="http://i713.photobucket.com/albums/ww136/aQuaRiSTGenTr/Blog/MonaLisaGulusu.jpg" width="104" height="250" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Mona Lisa'nın dudaklarının 90 derece d&amp;ouml;nd&amp;uuml;r&amp;uuml;lm&amp;uuml;ş hali.&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;Bu haberlere g&amp;ouml;re &lt;b&gt;Suzanne Giroux&lt;/b&gt; 500 yıllık g&amp;uuml;l&amp;uuml;mseme muammasını &amp;ccedil;&amp;ouml;zm&amp;uuml;ş. &lt;b&gt;Suzanne Giroux&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;Mona Lisa&lt;/b&gt;'nın dudaklarının iki kadın sırtının g&amp;ouml;r&amp;uuml;nt&amp;uuml;s&amp;uuml; olduğunu s&amp;ouml;yl&amp;uuml;yor. Dudak kısmını 90 derece d&amp;ouml;nd&amp;uuml;rd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;m&amp;uuml;zde o şekilde bir g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;m arzediyormuş. Kup&amp;uuml;rdeki resimler de o şekilde tabii. O resimleri internette bulamadım ama kendim dudak kısmını keserek 90 derece &amp;ccedil;evirdim. Pek de kadın sırtına benzetemedim doğrusu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;T&amp;uuml;m bunlardan ş&amp;ouml;yle bir sonu&amp;ccedil; &amp;ccedil;ıkartabiliriz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Mona Lisa&lt;/b&gt;, tablo yapıldığında yeni doğum yapmıştır. Aynı zamanda y&amp;uuml;ksek kolesterol&amp;uuml; vardır. Fakat &lt;b&gt;Leonardo da Vinci&lt;/b&gt; dudak b&amp;ouml;lgesinde k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k bir oyun yapmış ve iki kadın sırtı olarak &amp;ccedil;izmiştir. Ancak ger&amp;ccedil;ekte tablo, &lt;b&gt;Leonardo da Vinci&lt;/b&gt;'nin kendi tablosudur. Bu durumda &lt;b&gt;Leonardo da Vinci&lt;/b&gt; y&amp;uuml;ksek kolesterolden muzdariptir ve yeni doğum yapmıştır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Farkındayım sa&amp;ccedil;ma oldu ama bu g&amp;uuml;l&amp;uuml;ş&amp;uuml;n sırrı konusundaki iddialar da bir araya getirildiğinde b&amp;ouml;yle sa&amp;ccedil;ma oluyor işte.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu hızla gidildiği vakit eğer &amp;ouml;lmez de yirmi otuz sene daha yaşarsam en az beş altı adet daha &lt;b&gt;Mona Lisa&lt;/b&gt; g&amp;uuml;l&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;n sırrı ile ilgili haber okuyacağımı d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yorum. Bari ben &amp;ouml;lmeden &amp;ouml;nce keşfetseler ne menem bir sır olduğunu.&lt;/p&gt;</description><pubDate>1/8/2010 12:50:24 AM</pubDate><author>Tolga | Friday, January 08, 2010 12:50 AM</author></item><item><title>100 Türk Edebiyatçısı - 100 Temel Eser</title><link>http://blog.aquarist.gen.tr/Post/65/100-Turk-Edebiyatcisi-100-Temel-Eser.aspx</link><description>&lt;div style="width: 264px; margin-right: 3px; float: left; background-color: #ff9900; text-align: center;"&gt;
&lt;p&gt;&lt;img title="100 T&amp;uuml;rk Edebiyat&amp;ccedil;ısı" alt="100 T&amp;uuml;rk Edebiyat&amp;ccedil;ısı" src="http://i713.photobucket.com/albums/ww136/aQuaRiSTGenTr/Blog/100TurkEdebiyatcisi.jpg" style="margin:2px;" width="260" height="234" /&gt;&lt;i&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;i&gt;MEB'in 100 T&amp;uuml;rk Edebiyat&amp;ccedil;ısı sitesi&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" title="100 T&amp;uuml;rk Edebiyat&amp;ccedil;ısı" href="http://yuzturkedebiyatcisi.meb.gov.tr/"&gt;http://yuzturkedebiyatcisi.meb.gov.tr/&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/div&gt;
Milli Eğitim Bakanlığı &lt;b&gt;100 T&amp;uuml;rk Edebiyat&amp;ccedil;ısı&lt;/b&gt; ve &lt;b&gt;100 Temel Eser&lt;/b&gt; adı altında listeler belirlemiş ve bunlar i&amp;ccedil;in birer subdomain altında site a&amp;ccedil;mış. Herhalde daha &amp;ouml;nceden de vardır da ben yeni buldum.&amp;nbsp;
&lt;p&gt;&amp;Ouml;nce &lt;b&gt;100 T&amp;uuml;rk Edebiyat&amp;ccedil;ısı&lt;/b&gt;'ndan başlayalım. Bu y&amp;uuml;z listesine kimler girmiş kimler girmemiş aşağıda g&amp;ouml;z&amp;uuml;k&amp;uuml;yor. "O olsaydı da bu olmasaydı." "Bu adam T&amp;uuml;rk değil ki." "Falancanın da bu listede yer alması gerekirdi." kısımlarını size bırakıyorum. Benim dikkatimi başka bir şey &amp;ccedil;ekti. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu &lt;b&gt;100 T&amp;uuml;rk Edebiyat&amp;ccedil;ısı&lt;/b&gt;'nı saydım bir ka&amp;ccedil; kere. Her seferinde 99 tane &amp;ccedil;ıktılar. Bunun altında birşey arıyorum ama mantıklı bir a&amp;ccedil;ıklama getiremiyorum. &lt;!-- pagebreak --&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Mesela, "&lt;b&gt;Bir T&amp;uuml;rk Edebiyat&amp;ccedil;ısı daha var ama şimdi onu listeye koymak &amp;ccedil;ok tartışma yaratır.&lt;/b&gt;" gibi bir durum mu var. Yoksa en basitinden 100'e kadar saymayı bilmeyen bir kurul mu hazırladı bu listeyi? Ya da daha g&amp;uuml;zel bir a&amp;ccedil;ıklama; "&lt;b&gt;100. sıra, listeye girmemiş diğer değerli edebiyat&amp;ccedil;ılarımızı temsilen boş bırakılmıştır.&lt;/b&gt;" &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir de listede &lt;b&gt;Nasreddin Hoca&lt;/b&gt;'nın olması dikkatimi &amp;ccedil;ekti. Benim bildiğim kadarı ile &lt;b&gt;Nasreddin Hoca&lt;/b&gt;'nın kendi yazdığı bir eseri yoktur. Hoca'ya atfedilen fıkralar başkaları tarafından yazıya d&amp;ouml;k&amp;uuml;lm&amp;uuml;şlerdir hep. Dolayısı ile &lt;b&gt;100 T&amp;uuml;rk Edebiyat&amp;ccedil;ısı&lt;/b&gt;'ndan biri olması &amp;ccedil;ok anlamlı değildir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Neyse artık. Liste aşağıda. Sitenin orijinali de burada: &lt;a target="_blank" title="100 T&amp;uuml;rk Edebiyat&amp;ccedil;ısı" href="http://yuzturkedebiyatcisi.meb.gov.tr/"&gt;http://yuzturkedebiyatcisi.meb.gov.tr/&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;1&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Abbas SAYAR&lt;br /&gt;2&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Abdulhak Şinasi HİSAR&lt;br /&gt;3&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Abd&amp;uuml;lhak Hamit TARHAN&lt;br /&gt;4&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ahmet Hamdi TANPINAR&lt;br /&gt;5&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ahmet HAŞİM&lt;br /&gt;6&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ahmet Hikmet M&amp;Uuml;FT&amp;Uuml;OĞLU&lt;br /&gt;7&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ahmet Kutsi TECER&lt;br /&gt;8&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ahmet Mithat Efendi&lt;br /&gt;9&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ahmet Muhip DIRANAS&lt;br /&gt;10&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ahmet RASİM&lt;br /&gt;11&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ahmet Vefik Paşa&lt;br /&gt;12&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Arif Nihat ASYA&lt;br /&gt;13&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;Acirc;şık Veysel ŞATIROĞLU&lt;br /&gt;14&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Aziz Efendi&lt;br /&gt;15&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Aziz NESİN&lt;br /&gt;16&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; B&amp;acirc;ki&lt;br /&gt;17&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bayburtlu Zihni&lt;br /&gt;18&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Behcet NECATİGİL&lt;br /&gt;19&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bilge KARASU&lt;br /&gt;20&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Cahit K&amp;Uuml;LEBİ&lt;br /&gt;21&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Cahit &amp;Ouml;ZTELLİ&lt;br /&gt;22&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Cahit Sıtkı TARANCI&lt;br /&gt;23&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Cemal S&amp;Uuml;REYYA&lt;br /&gt;24&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Cemil MERİ&amp;Ccedil;&lt;br /&gt;25&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Cevdet KUDRET&lt;br /&gt;26&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ceyhun Atuf KANSU&lt;br /&gt;27&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Dadaloğlu&lt;br /&gt;28&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Dede Korkut&lt;br /&gt;29&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Dertli&lt;br /&gt;30&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Edip CANSEVER&lt;br /&gt;31&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Efl&amp;acirc;tun Cem G&amp;Uuml;NEY&lt;br /&gt;32&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Enis Behi&amp;ccedil; KORY&amp;Uuml;REK&lt;br /&gt;33&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Erzurumlu Emrah&lt;br /&gt;34&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Evliya &amp;Ccedil;ELEBİ&lt;br /&gt;35&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Faik BAYSAL&lt;br /&gt;36&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Fakir BAYKURT&lt;br /&gt;37&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Falih Rıfkı ATAY&lt;br /&gt;38&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Faruk Nafiz &amp;Ccedil;AMLIBEL&lt;br /&gt;39&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Haldun TANER&lt;br /&gt;40&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Halide Edip ADIVAR&lt;br /&gt;41&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Halikarnas Balıkcısı&lt;br /&gt;42&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Halit Ziya UŞAKLIGİL&lt;br /&gt;43&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; H&amp;uuml;seyin Rahmi G&amp;Uuml;RPINAR&lt;br /&gt;44&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Karacaoğlan&lt;br /&gt;45&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Kaşgarlı Mahmut&lt;br /&gt;46&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; K&amp;acirc;tip &amp;Ccedil;ELEBİ&lt;br /&gt;47&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Kemal BİLBAŞAR&lt;br /&gt;48&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Kemal TAHİR&lt;br /&gt;49&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; K&amp;ouml;roğlu&lt;br /&gt;50&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Mehmet Akif ERSOY&lt;br /&gt;51&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Mehmet BAYDUR&lt;br /&gt;52&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Mehmet Emin YURDAKUL&lt;br /&gt;53&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Mehmet Fuat K&amp;Ouml;PR&amp;Uuml;L&amp;Uuml;&lt;br /&gt;54&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Mehmet KAPLAN&lt;br /&gt;55&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Mehmet RAUF&lt;br /&gt;56&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Melih Cevdet ANDAY&lt;br /&gt;57&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Memduh Şevket ESENDAL&lt;br /&gt;58&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Mevlana&lt;br /&gt;59&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Mithat Cemal KUNTAY&lt;br /&gt;60&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Nahit Sırrı &amp;Ouml;RİK&lt;br /&gt;61&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Naima&lt;br /&gt;62&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Namık KEMAL&lt;br /&gt;63&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Nasreddin Hoca&lt;br /&gt;64&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Nazım HİKMET&lt;br /&gt;65&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Necati CUMALI&lt;br /&gt;66&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Necip Fazıl KISAK&amp;Uuml;REK&lt;br /&gt;67&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Nihat Sami BANARLI&lt;br /&gt;68&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Oğuz ATAY&lt;br /&gt;69&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Oktay RİFAT&lt;br /&gt;70&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Orhan KEMAL&lt;br /&gt;71&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Orhan Şaik G&amp;Ouml;KYAY&lt;br /&gt;72&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Orhan Veli KANIK&lt;br /&gt;73&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;Ouml;mer Bedrettin UŞAKLI&lt;br /&gt;74&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;Ouml;mer SEYFETTİN&lt;br /&gt;75&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;Ouml;zdemir ASAF&lt;br /&gt;76&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Peyami SAFA&lt;br /&gt;77&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Pir Sultan Abdal&lt;br /&gt;78&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Refik Halit KARAY&lt;br /&gt;79&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Reşad Ekrem KO&amp;Ccedil;U&lt;br /&gt;80&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Reşat Nuri G&amp;Uuml;NTEKİN&lt;br /&gt;81&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ruşen Eşref &amp;Uuml;NAYDIN&lt;br /&gt;82&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Sabahattin Kudret AKSAL&lt;br /&gt;83&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Sait Faik ABASIYANIK&lt;br /&gt;84&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Sal&amp;acirc;h BİRSEL&lt;br /&gt;85&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Samiha AYVERDİ&lt;br /&gt;86&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Samipaşazade SEZAİ&lt;br /&gt;87&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Sebahattin ALİ&lt;br /&gt;88&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Seydi Ali Reis&lt;br /&gt;89&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Şeyh Galip&lt;br /&gt;90&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Şeyh&amp;uuml;lisl&amp;acirc;m YAHYA&lt;br /&gt;91&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Tağrık BUĞRA&lt;br /&gt;92&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Tevfik FİKRET&lt;br /&gt;93&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Turgut UYAR&lt;br /&gt;94&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Yahya Kemal BEYATLI&lt;br /&gt;95&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU&lt;br /&gt;96&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Yunus Emre&lt;br /&gt;97&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Yusuf Has Hacip&lt;br /&gt;98&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Zeki &amp;Ouml;mer DEFNE&lt;br /&gt;99&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ziya Osman SABA&lt;/p&gt;
&lt;div style="width: 264px; margin-left: 3px; float: right; background-color: #ff9900; text-align: center;"&gt;
&lt;p&gt;&lt;img title="100 Temel Eser" alt="100 Temel Eser" src="http://i713.photobucket.com/albums/ww136/aQuaRiSTGenTr/Blog/100TemelEser.jpg" style="margin:2px;" width="260" height="206" /&gt;&lt;i&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;i&gt;MEB'in 100 Temel Eser sitesi&lt;a target="_blank" title="100 T&amp;uuml;rk Edebiyat&amp;ccedil;ısı" href="http://yuzturkedebiyatcisi.meb.gov.tr/"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" title="100 Temel Eser" href="http://yuzeser.meb.gov.tr/"&gt;http://yuzeser.meb.gov.tr/&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;Gelelim &lt;b&gt;100 Temel Eser&lt;/b&gt; konusuna. MEB, &lt;b&gt;100 Temel Eser&lt;/b&gt;'i 10 edeb&amp;icirc; t&amp;uuml;r altında sınıflandırmış. Listede sadece T&amp;uuml;rk edebiyat&amp;ccedil;ılar yer almıyor. Nasıl bir sınıflandırma yapılmış ve hangi eserler temel kabul edilmiş bakalım. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Anı&lt;/b&gt; başlığı altında iki eser bulunuyor. İkisi de aynı yazara ait. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;Ccedil;ankaya - Falih Rıfkı Atay&lt;br /&gt;Zeytindağı - Falih Rıfkı Atay&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Biyografi başlığı daha da kısır. Sadece bir eser var.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Suyu Arayan Adam - Şevket S&amp;uuml;reyya Aydemir&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Deneme kategorisinde 12 eser mevcut.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Beş Şehir - Ahmet Hamdi TANPINAR&lt;br /&gt;Bize G&amp;ouml;re - Ahmet HAŞİM&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;Boğazi&amp;ccedil;i Mehtapları - Abdulhak Şinasi HİSAR&lt;br /&gt;Boğazi&amp;ccedil;i Şıngır Mıngır - Salah BİRSEL&lt;br /&gt;Bu &amp;Uuml;lke - Cemil MERİ&amp;Ccedil;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;Devlet - Eflatun&lt;br /&gt;Diyorlar ki - Ruşen Eşref &amp;Uuml;NAYDIN&lt;br /&gt;Eğil Dağlar - Yahya Kemal BEYATLI&lt;br /&gt;Gen&amp;ccedil;lerle Başbaşa - Ord Prof. Dr. Ali Fuat BAŞGİL&lt;br /&gt;Sokratesin Savunması - Eflatun&lt;br /&gt;Şehir Mektupları - Ahmet RASİM&lt;br /&gt;T&amp;uuml;rk&amp;ccedil;enin Sırları - Nihat Sami BANARLI&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Fıkra başlığı altında bir eser var yine.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Nasrettin Hoca Fıkralarından Se&amp;ccedil;meler (Nasrettin olarak yazılmış orada.)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Gezi kategorisi iki eser i&amp;ccedil;eriyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Anadolu Notları - Reşat Nuri G&amp;uuml;ntekin&lt;br /&gt;Seyahatnameden Se&amp;ccedil;meler - Evliya &amp;Ccedil;elebi&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hik&amp;acirc;ye kategorisi kalabalık sayılır. 11 eser var.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;Ccedil;ağlayanlar - Ahmet Hikmet M&amp;Uuml;FT&amp;Uuml;OĞLU&lt;br /&gt;Dede Korkut Hik&amp;acirc;yeleri - Seyit Kemal KARAALİOĞLU&lt;br /&gt;Gazoz Ağacı - Sabahattin Kudret AKSAL&lt;br /&gt;Gurbet Hik&amp;acirc;yeleri - Refik Halid KARAY&lt;br /&gt;G&amp;uuml;listan - S&amp;acirc;di&lt;br /&gt;Hik&amp;acirc;yelerden Se&amp;ccedil;meler - &amp;Ouml;mer SEYFETTİN&lt;br /&gt;Hik&amp;acirc;yelerden Se&amp;ccedil;meler - Haldun TANER&lt;br /&gt;Hik&amp;acirc;yelerinden Se&amp;ccedil;meler - Sait Faik ABASIYANIK&lt;br /&gt;Kelile ve Dimne - Beydeba&lt;br /&gt;Kerem İle Aslı&lt;br /&gt;Memleket Hik&amp;acirc;yeleri - Refik Halit KARAY&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Masal kategorisi bir tane numunelik eser barındırıyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;T&amp;uuml;rk Masalları - Naki Tezel&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Roman kategorisi ise bereketli. 53 eser var bu b&amp;ouml;l&amp;uuml;mde.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;A&amp;ccedil;lık - Knut HAMSUN&lt;br /&gt;Akdeniz - Panait ISTRATI&lt;br /&gt;Ayaşlı İle Kiracıları - Memduh Şevket ESENDAL&lt;br /&gt;Babalar ve Oğullar - İvan Sergeyevi&amp;ccedil; TURGENYEV&lt;br /&gt;Beyaz Diş - Jack LONDON&lt;br /&gt;Beyaz Gemi - Cengiz AYTMATOV&lt;br /&gt;Bir Bilim Adamının Romanı - Oğuz ATAY&lt;br /&gt;Cemo - Kemal BİLBAŞAR&lt;br /&gt;&amp;Ccedil;alıkuşu - Reşat Nuri G&amp;Uuml;NTEKİN&lt;br /&gt;&amp;Ccedil;anlar Kimin İ&amp;ccedil;in &amp;Ccedil;alıyor - Ernest HEMINGWAY&lt;br /&gt;Derviş ve &amp;Ouml;l&amp;uuml;m - Meşa SELİMOVİ&amp;Ccedil;&lt;br /&gt;Dokuzuncu Hariciye Koğuşu - Peyami SAFA&lt;br /&gt;Don Kişot - Cervantes&lt;br /&gt;Drina K&amp;ouml;pr&amp;uuml;s&amp;uuml; - İvo ANDRİ&amp;Ccedil;&lt;br /&gt;Drina'da Son G&amp;uuml;n - Faik BAYSAL&lt;br /&gt;Esir Şehrin İnsanları - Kemal TAHİR&lt;br /&gt;Eskici ve Oğulları - Orhan KEMAL&lt;br /&gt;Fareler ve İnsanlar - John STEINBECK&lt;br /&gt;Fatih Harbiye - Peyami SAFA&lt;br /&gt;Faust - Goethe&lt;br /&gt;Gora - Rabindranath TAGORE&lt;br /&gt;G&amp;uuml;n Olur Asra Bedel - Cengiz AYMATOV&lt;br /&gt;Halikarnas Balık&amp;ccedil;ısı - Aganta Burina BURİNATA&lt;br /&gt;İbrahim Efendi Konağı - Semiha AYVERDİ&lt;br /&gt;İki Şehrin Hik&amp;acirc;yesi - Charles DICKENS&lt;br /&gt;Kalpaklılar - Samim KOCAG&amp;Ouml;Z&lt;br /&gt;Kaplumbağalar - Fakir BAYKURT&lt;br /&gt;Karartma Geceleri - Rıfat ILGAZ&lt;br /&gt;Kayıp Aranıyor - Sait Faik ABASIYANIK&lt;br /&gt;Kiralık Konak - Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU&lt;br /&gt;Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdiva&amp;ccedil; - H&amp;uuml;seyin Rahmi G&amp;Uuml;RPINAR&lt;br /&gt;Kuyucaklı Yusuf - Sabahattin ALİ&lt;br /&gt;K&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k Ağa - Tarık BUĞRA&lt;br /&gt;Madame Bovary - Gustave FLAUBERT&lt;br /&gt;Mai ve Siyah - Halit Ziya UŞAKLIGİL&lt;br /&gt;Mor Salkımlı Ev - Halide Edip ADIVAR&lt;br /&gt;Onlar da İnsandı - Cengiz DAĞCI&lt;br /&gt;&amp;Ouml;l&amp;uuml; Canlar - Nikolay Vasilyevi&amp;ccedil; GOGOL&lt;br /&gt;Robinson Crusoe - Daniel DEFOE&lt;br /&gt;Sahnenin Dışındakiler - Ahmet Hamdi TANPINAR&lt;br /&gt;Savaş ve Barış - Tolstoy&lt;br /&gt;Sefiller - Victor HUGO&lt;br /&gt;Serg&amp;uuml;zeşt - Sami Paşazade SEZAİ&lt;br /&gt;Ses ve &amp;Ouml;fke - William FAULKNER&lt;br /&gt;Sinekli Bakkal - Halide Edip ADIVAR&lt;br /&gt;Sokakta - Bahattin &amp;Ouml;ZKİŞİ&lt;br /&gt;Su&amp;ccedil; ve Ceza - Dostoyevski&lt;br /&gt;T&amp;uuml;t&amp;uuml;n Zamanı - Necati CUMALI&lt;br /&gt;Vadideki Zambak - Balzac&lt;br /&gt;Yaban - Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU&lt;br /&gt;Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz - Aziz NESİN&lt;br /&gt;Yedinci G&amp;uuml;n - Orhan HAN&amp;Ccedil;ERLİOĞLU&lt;br /&gt;Yılkı Atı - Abbas SAYAR&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;S&amp;ouml;ylev kategorisi aynı adlı eseri i&amp;ccedil;eriyor sadece dersek yanlış demiş olmayız sanıyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Nutuk - Mustafa Kemal Atat&amp;uuml;rk&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Onuncu ve sonuncu kategori şiir. Burada da 15 adet eser var.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;B&amp;uuml;t&amp;uuml;n Şiirleri - Orhan Veli KANIK&lt;br /&gt;&amp;Ccedil;ile - Necip Fazıl KISAK&amp;Uuml;REK&lt;br /&gt;Divan Şiirinden Se&amp;ccedil;meler&lt;br /&gt;Dostlar Beni Hatırlasın - &amp;Acirc;şık Veysel ŞATIROĞLU&lt;br /&gt;Halk Şiirinden Se&amp;ccedil;meler&lt;br /&gt;Han Duvarları - Faruk Nafiz &amp;Ccedil;AMLIBEL&lt;br /&gt;Kendi G&amp;ouml;k Kubbemiz - Yahya Kemal BEYATLI&lt;br /&gt;Kutadgu Bilig'den Se&amp;ccedil;meler&lt;br /&gt;Memleketimden İnsan Manzaraları - Nazım HİKMET&lt;br /&gt;Mesnev&amp;icirc;'den Se&amp;ccedil;meler - Mevlana&lt;br /&gt;Otuz Beş Yaş - Cahit Sıtkı TARANCI&lt;br /&gt;Safahat - Mehmet Akif ERSOY&lt;br /&gt;Şiirler - Ahmet Muhip DIRANAS&lt;br /&gt;Şiirler - Ahmet Kutsi TECER&lt;br /&gt;Yunus Emre Divanı'ndan Se&amp;ccedil;meler&lt;/p&gt;
&lt;div style="width: 254px; margin-right: 3px; float: left; background-color: #ff9900; text-align: center;"&gt;
&lt;p&gt;&lt;img title="Eflatun Cem G&amp;uuml;ney" alt="Eflatun Cem G&amp;uuml;ney" src="http://i713.photobucket.com/albums/ww136/aQuaRiSTGenTr/Blog/EflatunCemGuney.jpg" style="margin:2px;" width="250" height="334" /&gt;&lt;i&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;i&gt;Efl&amp;acirc;tun Cem G&amp;uuml;ney&lt;br /&gt;1896 - 1981&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;Bilin bakalım bu 10 kategori altında ka&amp;ccedil; eser &lt;b&gt;100 Temel Eser&lt;/b&gt; olarak kabul edilmiş? Tahmin edilebileceği &amp;uuml;zere 99 adet eser &lt;b&gt;100 Temel Eser&lt;/b&gt; olarak isimlendirilmiş. Orijinal adresi: &lt;a target="_blank" title="100 Temel Eser" href="http://yuzeser.meb.gov.tr/"&gt;http://yuzeser.meb.gov.tr/&lt;/a&gt; İnanmayan sayabilir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;100 T&amp;uuml;rk Edebiyat&amp;ccedil;ısı&lt;/b&gt; ile &lt;b&gt;100 Temel Eser&lt;/b&gt; listeleri paralellik g&amp;ouml;steriyor. Yani &lt;b&gt;100 T&amp;uuml;rk Edebiyat&amp;ccedil;ısı&lt;/b&gt;'nın &amp;ccedil;oğu, &lt;b&gt;100 Temel Eser&lt;/b&gt;'de yer alıyor. Burada da şu dikkatimi &amp;ccedil;ekti. Bildiğimiz en &amp;ouml;nemli masal derleyicisi ve hatta yazarı olan &lt;b&gt;Efl&amp;acirc;tun Cem G&amp;uuml;ney&lt;/b&gt; &lt;b&gt;100 T&amp;uuml;rk Edebiyat&amp;ccedil;ısı&lt;/b&gt; listesinde haklı olarak yer alıyor. Buna karşılık &lt;b&gt;100 Temel Eser&lt;/b&gt;'de Masal kategorisinde sadece &lt;b&gt;Naki Tezel&lt;/b&gt;'in &lt;b&gt;T&amp;uuml;rk Masalları&lt;/b&gt; derlemesi bulunuyor. Bir masal derlemesi de &lt;b&gt;Efl&amp;acirc;tun Cem G&amp;uuml;ney&lt;/b&gt;'den ekleyin listeyi 100'e tamamlayın hi&amp;ccedil; olmazsa.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;100 Temel Eser&lt;/b&gt; i&amp;ccedil;erisinde iki adet &lt;b&gt;Cengiz Aytmatov&lt;/b&gt; romanı var. Buna karşılık &lt;b&gt;100 T&amp;uuml;rk Edebiyat&amp;ccedil;ısı&lt;/b&gt; arasında adı yok. MEB onu T&amp;uuml;rk kabul etmiyor herhalde.&lt;/p&gt;</description><pubDate>1/4/2010 12:36:37 AM</pubDate><author>Tolga | Monday, January 04, 2010 12:36 AM</author></item><item><title>Mehmet Akif Ersoy`un Yeni Bulunan Şiiri</title><link>http://blog.aquarist.gen.tr/Post/64/Mehmet-Akif-Ersoy-un-Yeni-Bulunan-Siiri.aspx</link><description>&lt;div style="width: 254px; background-color: #ff9900; float: right;"&gt;
&lt;img style="float: right; margin:2px;" title="Mehmet Akif Ersoy" alt="Mehmet Akif Ersoy" src="http://i713.photobucket.com/albums/ww136/aQuaRiSTGenTr/Blog/MehmetAkifErsoy.jpg" width="250" height="339" /&gt;
&lt;p align="center"&gt;&lt;i&gt;Mehmet Akif Ersoy&lt;br /&gt;20 Aralık 1873 - 27 Aralık 1936&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/div&gt;
Gazetelerde hep okurduk.
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;"J. R. R. Tolkien'in hi&amp;ccedil; yayımlanmamış yeni bir kitabı bulundu."&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;"Agatha Christie'nin hi&amp;ccedil; basılmamış bir kitabı keşfedildi."&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Buna benzer bir edeb&amp;icirc; keşif de bizde oldu bu sefer. &lt;b&gt;Mehmet Akif Ersoy&lt;/b&gt;'un b&amp;uuml;t&amp;uuml;n eserlerini i&amp;ccedil;eren &lt;b&gt;Safahat&lt;/b&gt; adlı kitapta yer almayan ve daha &amp;ouml;nce hi&amp;ccedil; basılmamış bir şiiri ortaya &amp;ccedil;ıktı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Aksiyon Dergisi&lt;/b&gt; tarafından ortaya &amp;ccedil;ıkarılan bu şiir, &lt;b&gt;Mehmet Akif Ersoy&lt;/b&gt;'un Mustafa Hakkı isimli bir dostuna ithafen yazılmış. 5 Haziran 1905 tarihli şiirin ismi &lt;b&gt;Hasbih&amp;acirc;l&lt;/b&gt;.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Nasıl bulundu, nasıl keşfedildi herhalde &lt;b&gt;Aksiyon Dergisi&lt;/b&gt;'nde yazıyordur. Bu konuda bir bilgim yok. Ben &lt;b&gt;Star Gazetesi&lt;/b&gt;'nde okudum haberi. Oradan naklediyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; Birka&amp;ccedil; g&amp;uuml;n &amp;ouml;nce (27 Aralık 1936'da vefat etmiştir.) &amp;ouml;l&amp;uuml;m yıld&amp;ouml;n&amp;uuml;m&amp;uuml; olan şairin &lt;b&gt;Hasbih&amp;acirc;l&lt;/b&gt; adlı şiiri ş&amp;ouml;yle. &lt;b&gt;Hasbih&amp;acirc;l&lt;/b&gt;, sohbet anlamına geliyor. Bilmeyenler olabilir.&lt;!-- pagebreak --&gt;&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;Hasbih&amp;acirc;l&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bug&amp;uuml;n yaşım otuz &amp;uuml;&amp;ccedil;; ben demek otuz &amp;uuml;&amp;ccedil; yıl &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kapılmışım bu serab-ı hayata; hem de nasıl: &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;B&amp;uuml;t&amp;uuml;n kavafil-i &amp;acirc;m&amp;acirc;l &amp;ouml;n&amp;uuml;mde can berleb, &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Durur iken yine ben s&amp;icirc;ne &amp;ccedil;&amp;acirc;k &amp;ccedil;&amp;acirc;k taleb, &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Uzakta ş&amp;ouml;yle hey&amp;uuml;l&amp;acirc;da g&amp;ouml;rsem &amp;uuml;mmidim &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Teşahhus etti sanır da hemen seğirtirdim! &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hayale peyrev olup d&amp;ouml;nd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;m bu feyzada &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Değildi bir demim olsun bel&amp;acirc;dan &amp;acirc;z&amp;acirc;de &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Adım başında fel&amp;acirc;ket; adım başında muhat &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ne bir ken&amp;acirc;r-ı sel&amp;acirc;met; ne bir tar&amp;icirc;k-ı necat &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sağımda ağzını a&amp;ccedil;mış am&amp;icirc;k bir u&amp;ccedil;urum; &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Solumda inmede dehşetli bir kasırga h&amp;uuml;cum! &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Gidilse leyle-i &amp;acirc;t&amp;icirc; kadar karanlık &amp;ccedil;&amp;ouml;l! &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;D&amp;ouml;n&amp;uuml;lse devre-i m&amp;acirc;z&amp;icirc; gibi kapanmış yol! &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Fakat teredd&amp;uuml;de, &amp;acirc;r&amp;acirc;ma var mıdır imk&amp;acirc;n? &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;S&amp;uuml;r&amp;uuml;klenir gider elbette dalgaya kapılan. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Uğraştım onca muhacimle bir zaman heyhat &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sonunda t&amp;acirc;b &amp;uuml; t&amp;uuml;v&amp;acirc;nım kesildi bitti sebat &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Karardı g&amp;ouml;zlerim artık ne oldu bilmiyorum &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;A&amp;ccedil;ıldı p&amp;icirc;ş-i hayalimde başka bir u&amp;ccedil;urum &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yuvarlanıp d&amp;uuml;şecektim o cah-ı muzlime ben &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;Ouml;n&amp;uuml;mde nur-ı il&amp;acirc;h&amp;icirc; gibi g&amp;ouml;r&amp;uuml;nd&amp;uuml;n sen &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yarıp o zulmeti s&amp;acirc;yende işte kurtuldum &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Dal&amp;acirc;le doğru giderken reş&amp;acirc;de doğruldum &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;G&amp;ouml;r&amp;uuml;nd&amp;uuml; d&amp;icirc;de-i hakb&amp;icirc;ne şimdi &amp;acirc;lem-i ruh &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Uyandı leyle-i ruhumda bir sabah-ı f&amp;uuml;tuh &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hayat namına ben ger&amp;ccedil;i sersericesine &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Dolaşmışım bu fez&amp;acirc;-yı hay&amp;acirc;li bunca sene &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Fakat bug&amp;uuml;n o ge&amp;ccedil;miş demlerin nih&amp;acirc;yetidir &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hayat varsa benim&amp;ccedil;&amp;uuml;n bug&amp;uuml;n bid&amp;acirc;yetidir &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Felekte ben de acep g&amp;uuml;n g&amp;ouml;r&amp;uuml;r m&amp;uuml;y&amp;uuml;m derken &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sabah-ı sermede kalb eyledin ley&amp;acirc;limi sen &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sen ey nig&amp;acirc;hımı b&amp;icirc;d&amp;acirc;r eden il&amp;acirc;h&amp;icirc; nur &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kem&amp;acirc;l-i feyzin ile olduğun zaman manzur &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Degişti sanki muhitim, a&amp;ccedil;ıldı başka cihan &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;Ccedil;ekildi ufkumu tazyik eden sehab-ı giran &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Baharlar u&amp;ccedil;uyor şimdi as&amp;uuml;m&amp;acirc;nımda &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Teraneler &amp;ouml;t&amp;uuml;yor t&amp;acirc; sam&amp;icirc;m-i c&amp;acirc;nımda &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Muhabbetin ne kadar mucizata mazharmış &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bug&amp;uuml;n ben anlıyorum başka bir cihan varmış &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;G&amp;uuml;lz&amp;acirc;r-ı hayalime suret veren musavver ruh &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kitab-ı sineme bir bak ne dilfirib vuzuh &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İ&amp;ccedil;inde g&amp;ouml;steriyor &amp;acirc;lem sabahatini &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;O safhadan oku gel sen de kendi hikmetini &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu k&amp;acirc;inatta g&amp;ouml;rmekteyim b&amp;uuml;t&amp;uuml;n seni &amp;acirc;h &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Biraz da gel edeyim sende k&amp;acirc;in&amp;acirc;ta nig&amp;acirc;h &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;Uuml;midi, ye&amp;rsquo;si, maişet bela-yı h&amp;acirc;ilini &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu k&amp;acirc;rz&amp;acirc;r cih&amp;acirc;nın b&amp;uuml;t&amp;uuml;n gavailini &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;H&amp;uuml;lasa her ne kadar kayd varsa c&amp;uuml;mlesini &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hayalden silerek yazdım işte sade seni &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bug&amp;uuml;n d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nm(&amp;uuml;y)orum hi&amp;ccedil; kendi &amp;acirc;timi &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;D&amp;uuml;ş&amp;uuml;nmek istemiş olsam da nerde kabil mi? &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Senin fezaları lebriz eden hayalinle &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sığar mı başka endişe tenkn&amp;acirc;-yı dile? &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Seninle başladı m&amp;acirc;d&amp;acirc;m bende feyz-i hayat &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;H&amp;uuml;da bilir edemem bir de masiv&amp;acirc; isbat&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: left; padding-left: 210px;"&gt;Mehmet Akif Ersoy&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;</description><pubDate>12/29/2009 11:45:36 PM</pubDate><author>Tolga | Tuesday, December 29, 2009 11:45 PM</author></item><item><title>Şubat Ayının ve Miladi Takvimin Öyküsü</title><link>http://blog.aquarist.gen.tr/Post/63/Subat-Ayinin-ve-Miladi-Takvimin-Oykusu.aspx</link><description>&lt;p&gt;&lt;img style="float: left; margin-left: 3px; margin-right: 3px;" title="Diyanet Takvimi" alt="Diyanet Takvimi" src="http://i713.photobucket.com/albums/ww136/aQuaRiSTGenTr/Blog/DiyanetTakvimi.jpg" width="169" height="297" /&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şubat ayının diğer aylara nazaran daha az g&amp;uuml;ne sahip olmasının hik&amp;acirc;yesi olduk&amp;ccedil;a ilgin&amp;ccedil;tir. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şu an kullanılan &lt;b&gt;G&amp;uuml;neş Takvimi&lt;/b&gt;'nin bir benzerini Mısırlılar kullanmaya başlamıştı. Mısırlıların kullandığı takvimde 30'ar g&amp;uuml;nl&amp;uuml;k 12 ay bulunuyordu. Kalan 5 g&amp;uuml;n&amp;uuml; de takvime dahil etmeyip şenlik g&amp;uuml;nleri olarak kutluyorlardı. Mayalar da buna benzer bir &amp;ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;m bulmuşlardı ama onlar kalan 5 g&amp;uuml;n&amp;uuml; keder g&amp;uuml;nleri olarak ge&amp;ccedil;irirlerdi. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İşte bu Mısır takvimini &lt;b&gt;J&amp;uuml;l Sezar&lt;/b&gt; kendi &amp;uuml;lkesindeki ay takviminin yerine koydu. O zamana kadar Roma'da kullanılan ay takviminde 7 ay 29 g&amp;uuml;n, 4 ay 31 g&amp;uuml;n ve 1 ay 28 g&amp;uuml;n s&amp;uuml;rmekteydi. 28 g&amp;uuml;nl&amp;uuml;k bu ayın adı Februarius'tu. Şimdiki Şubat yani. 13 aylık bu takvimdeki g&amp;uuml;n sayısı 355 g&amp;uuml;n&amp;uuml; veriyordu.&lt;!-- pagebreak --&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Neticede &lt;b&gt;J&amp;uuml;lyen Takvimi&lt;/b&gt; olarak bilinen bu g&amp;uuml;neş takvimi Roma'da kullanılmaya başlandı. Buna g&amp;ouml;re 6 ay 30 g&amp;uuml;n 6 ay 31 g&amp;uuml;n yapılarak artan 5 g&amp;uuml;n de aylara eklenmiştir. Ancak bu durumda bir yıl 366 g&amp;uuml;n olacağından Şubat ayından bir g&amp;uuml;n alınmış ve 29 g&amp;uuml;ne d&amp;uuml;ş&amp;uuml;r&amp;uuml;lm&amp;uuml;şt&amp;uuml;r. 4 senede bir oluşan 1 g&amp;uuml;n fazlalık da Şubat'a eklenmiş ve 4 senede bir de olsa 30 g&amp;uuml;n s&amp;uuml;rmesi sağlanmıştır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;"Neden başka bir aydan değil de Şubat'tan alınmıştır o bir g&amp;uuml;n?" sorusunun cevabı ise ş&amp;ouml;yle: O zamanlarda yılbaşı Mart ayıdır. Şubat da son ay olduğundan kabak onun başına patlamıştır. Fakat Şubat'ın mak&amp;ucirc;s talihi bununla sınırlı kalmamıştır. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;J&amp;uuml;l Sezar&lt;/b&gt;'ın bu takvim reformu nedeni ile senato bir ayın ismini ona ithaf etmiş ve bizim Temmuz olarak bildiğimiz aya Sezarın ismi olan Julius adı verilmiştir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;J&amp;uuml;l Sezar&lt;/b&gt;'ın bu takvimini d&amp;uuml;zenleyen kurumlar 3 senede bir artık yıl uygulaması yapınca takvimde bozulma meydana gelmiştir. O zamanki Roma İmparatoru &lt;b&gt;Augustus&lt;/b&gt; da 12 yıl boyu artık yıl uygulamasını kaldırarak takvimi eski haline getirmiştir. Bunun karşılığı olarak da o zamanki adı Sextilis olan ve 6. aya denk gelen ayın adını Augustus yapmıştır. Yani bildiğimiz Ağustos. "&lt;b&gt;J&amp;uuml;l Sezar&lt;/b&gt;'ın ayı Julius 31 g&amp;uuml;nken, &lt;b&gt;Augustus&lt;/b&gt;'un ayı Augustus 30 g&amp;uuml;n olur mu hi&amp;ccedil;?" diyerek kendi ayını da 31 g&amp;uuml;ne &amp;ccedil;ıkarmıştır. Bu fazla bir g&amp;uuml;n&amp;uuml; bulabilmek i&amp;ccedil;in başvuru adresi yine zavallı Şubat'tır. B&amp;ouml;ylece Şubat 28 g&amp;uuml;ne d&amp;uuml;şm&amp;uuml;şt&amp;uuml;r. Allahtan 4 yılda bir artık yıllarda 29 g&amp;uuml;n olmasına kimse karışmamıştır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Takvimimizdeki son d&amp;uuml;zenlemelere gelelim. &lt;b&gt;İmparator Konstantin&lt;/b&gt; 7 g&amp;uuml;nl&amp;uuml;k hafta sistemini getirmiş ve yıl başlangıcını Mart'tan alıp Ocak'a vermiştir. O zamanlar Ocak'ın adı Janus'tur ve &lt;b&gt;Aziz Janus&lt;/b&gt;'tan gelmektedir. Herhalde bir saygı ifadesi olarak yapılmıştır. Yoksa durduk yere neden Ocak birinci ay olsun?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;En son olarak da &lt;b&gt;Papa 13. Gregory&lt;/b&gt; dakika farkları nedeni ile 10 g&amp;uuml;nl&amp;uuml;k bir sapmaya uğramış bu takvimi, 4 Ekim 1582'den sonraki g&amp;uuml;n 15 Ekim 1582'dir diyerek d&amp;uuml;zeltmiştir. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;Gregoryen Takvimi&lt;/b&gt; olarak bilinen bu takvimde senede 10,8 saniyelik bir hata oranı mevcuttur. Bu da g&amp;ouml;z ardı edilebilecek kadar k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k bir hatadır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yukarıda anlattığım Şubat'tan g&amp;uuml;n &amp;ccedil;alınması durumunun &lt;b&gt;J&amp;uuml;l Sezar&lt;/b&gt; ve &lt;b&gt;Augustus&lt;/b&gt; zamanında değil de &lt;b&gt;Papa 13. Gregory&lt;/b&gt; zamanında yapıldığını yazan yerler de var. Sonu&amp;ccedil;ta Şubat'ın hakkı hep yenilmiştir o zamanlar son ay olduğundan. Halbuki şimdiki son ayımız Aralık 31 g&amp;uuml;n s&amp;uuml;rmektedir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu yazıyı internet &amp;uuml;zerinden edindiğim bilgiler ve 29 Şubat 1996 Perşembe g&amp;uuml;n&amp;uuml;ne ait bir Milliyet Gazetesi kup&amp;uuml;r&amp;uuml;nden faydalanarak yazdım. O kup&amp;uuml;rde takvimler ile ilgili başka enteresan bilgiler de var. Bir ara onları da yazarım artık.&lt;/p&gt;
B&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir tesad&amp;uuml;f eseri bug&amp;uuml;n uluslararası takvim ve saatin &amp;uuml;lkemizde kabul&amp;uuml; imiş. 26 Aralık 1925'te Miladi Takvim'e ge&amp;ccedil;mişiz yani. Onu da resmi eklerken fark ettim. &lt;br /&gt;</description><pubDate>12/26/2009 3:33:06 AM</pubDate><author>Tolga | Saturday, December 26, 2009 3:33 AM</author></item><item><title>Bıldır Yediğin Hurmalar Bugün Kıçını Tırmalar</title><link>http://blog.aquarist.gen.tr/Post/62/Bildir-Yedigin-Hurmalar-Bugun-Kicini-Tirmalar.aspx</link><description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;&lt;img style="float: right; margin-left: 3px; margin-right: 3px;" title="Trabzon Hurması - Diospyros kaki" alt="Trabzon Hurması - Diospyros kaki" src="http://i713.photobucket.com/albums/ww136/aQuaRiSTGenTr/Blog/TrabzonHurmasi-Diospyroskaki.jpg" width="250" height="255" /&gt;Bıldır&lt;/b&gt;, ge&amp;ccedil;en sene ya da bir sene &amp;ouml;nce manasında kullanılan bir kelime olup, bizim gibi İstanbullular pek bilmezler. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Atas&amp;ouml;z&amp;uuml;m&amp;uuml;z&amp;uuml;n manası da "&lt;b&gt;&amp;Ouml;nceden yediğin haltlar nedeni ile şimdi başın belada.&lt;/b&gt;" olarak a&amp;ccedil;ıklanabilir. Orijinal şeklinin başlıkta yazdığı gibi olduğunu d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;m atas&amp;ouml;z&amp;uuml;m&amp;uuml;z&amp;uuml;n değişik versiyonları da mevcut. Bug&amp;uuml;n yenip de yarın tırmalayanlar, yazın yenip de  kışın tırmalayanlar, d&amp;uuml;n yenip de bug&amp;uuml;n tırmalayanlar, akşam yenip de sabah tırmalayanlar gibi &amp;ccedil;eşitli zaman dilimleri i&amp;ccedil;in &amp;uuml;retilmiş olan s&amp;ouml;ylenişleri s&amp;ouml;z konusu. Hatta T&amp;uuml;rk Dil Kurumu'nun sitesindeki Atas&amp;ouml;zleri ve Deyimler S&amp;ouml;zl&amp;uuml;ğ&amp;uuml;'nde benim "kı&amp;ccedil;ını" olarak ifade ettiğim b&amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml; adlı adınca belirtmişler. Uygun bir tanesini, uygun d&amp;uuml;şecek bir halde s&amp;ouml;ylemek zevkli olur diye d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yorum.
&lt;!-- pagebreak --&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu atas&amp;ouml;z&amp;uuml;, hanımla yaşadığımız bir fikir teatisi esnasında aklıma geldi. Sokaklarda g&amp;ouml;rd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;m ağa&amp;ccedil;ların, bitkilerin isimlerini ve haklarındaki bilgileri hanıma s&amp;ouml;ylemek gibi bir alışkanlığım var. Bizim buralarda zebil gibi olan hurma ağa&amp;ccedil;larını g&amp;ouml;sterdiğim zaman doğal olarak "Bu nasıl hurma? Benim bildiğim hurmalar k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k olur. Bunlar kocaman." şeklinde itirazlarda bulundu. Genellikle Ramazan'da oru&amp;ccedil; a&amp;ccedil;mak maksadı aklımıza gelen k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k hurmalar ile bizim buralardaki koskoca hurmaların isimleri dışında her şeylerinin farklı olduğunu bilmek lazım. 
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img style="float: left; margin-left: 3px; margin-right: 3px;" title="Hurma - Phoenix dactylifera" alt="Hurma - Phoenix dactylifera" src="http://i713.photobucket.com/albums/ww136/aQuaRiSTGenTr/Blog/Phoenixdactylifera.jpg" width="250" height="160" /&gt;&amp;Ouml;nce Ramazan'da t&amp;uuml;ketmeyi alışkanlık haline getirdiğimiz hurmaya gelelim. Bu hurmanın ağacı bildiğiniz palmiye ağacının bir t&amp;uuml;r&amp;uuml;d&amp;uuml;r. Bilimsel ismi de &lt;b&gt;&lt;i&gt;Phoenix dactylifera&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;'dır. İkinci resimdeki ağa&amp;ccedil;tır. Hemen herkesin yediği ve bildiği hurma budur. Sıcağı seven bir ağa&amp;ccedil;tır. T&amp;uuml;rkiye'de pek bulunmaz.
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bizim buralardaki kocaman hurmalar ise tamamen farklı bir t&amp;uuml;rd&amp;uuml;r. İlk resimde g&amp;ouml;r&amp;uuml;lebileceği &amp;uuml;zere ne meyvesinin ne de ağacının palmiye ile alakası yoktur. Soğukta da gayet iyi yaşar. &lt;b&gt;Trabzon Hurması&lt;/b&gt; olarak bilinir bazı y&amp;ouml;relerde. Meyvesinin olmuşu domatese benzer. J&amp;ouml;le gibi, &amp;ccedil;ok ballı bir yapısı vardır. Olmamışı ise yenilmez bir şeydir. Adamın boğazında kalır. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İşte bu noktada başka yerlerde bulamayacağınız bir bilgiyi veriyorum. Aklınızın bir k&amp;ouml;şesine yazın. Bu iri hurmaların "&lt;b&gt;ham yenen&lt;/b&gt;" belki de "&lt;b&gt;hamyenen&lt;/b&gt;" denilen bazıları vardır. Bu hamyenenler adından da anlaşılacağı &amp;uuml;zere tam olarak olgunlaşmadan da t&amp;uuml;ketilebilir. Hamyenenlere normal bir hurma ağacında rastlanabileceği gibi, bazı hurma ağa&amp;ccedil;ların b&amp;uuml;t&amp;uuml;n meyveleri hamyenen stat&amp;uuml;s&amp;uuml;ndedir. B&amp;uuml;t&amp;uuml;n meyveleri hamyenen olan bir ağa&amp;ccedil; bulduğumuzda iş kolay olur. Herhangi birini koparıp yiyebiliriz. Yine de meyveler yemyeşilken değil, hafif sararmışlarken yenilmelidir. 
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img style="float: right; margin-left: 3px; margin-right: 3px;" title="Trabzon Hurması - Diospyros kaki - Hamyenen" alt="Trabzon Hurması - Diospyros kaki - Hamyenen" src="http://i713.photobucket.com/albums/ww136/aQuaRiSTGenTr/Blog/TrabzonHurmasi-Diospyroskaki-Hamyen.jpg" width="239" height="213" /&gt;Peki normal bir hurma ağacında hamyenen meyveyi diğerlerinden nasıl ayırabiliriz? Bunun i&amp;ccedil;in hurmanın arka kısmına bakılır. Normal hurmalarda arka kısım birinci resimde g&amp;ouml;r&amp;uuml;ld&amp;uuml;ğ&amp;uuml; gibi &amp;ccedil;ukurdur. Hamyenenlerde ise bu kısım d&amp;uuml;z ya da dışa doğru bombeli bir haldedir. Bu durumu &amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;nc&amp;uuml; resimde g&amp;ouml;rebiliyoruz. Resimdeki hurmalar kesinlikle &amp;ccedil;ekirdeklidir ve ham olarak yenirler. Hamyenenler ısırıldığında i&amp;ccedil;inde kahverengi bazı oluşumlar g&amp;ouml;r&amp;uuml;lecektir. Bu nedenle &amp;ccedil;ikolatalı diye bir tabir de kullanılır. 
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hamyenenlerin en &amp;ouml;nemli &amp;ouml;zelliği &amp;ccedil;ekirdekli olmalarıdır. Ancak entersan bir şekilde her hamyenenin &amp;ccedil;ekirdek sayısı aynı olmayabilir. Bir hamyenende ne kadar &amp;ccedil;ok &amp;ccedil;ekirdek olursa o kadar tatlı ve yenilebilirdir. Bu nedenle hamyenen olabilme ş&amp;uuml;phesiyle kopartılan hurmanın hemen arkasında b&amp;uuml;y&amp;uuml;k&amp;ccedil;e bir diş alınarak &amp;ccedil;ekirdeği var mı yok mu bakılır. &amp;Ccedil;ok sayıda &amp;ccedil;ekirdek g&amp;ouml;r&amp;uuml;l&amp;uuml;rse i&amp;ccedil;i bir sevin&amp;ccedil; kaplar. Zira bir iki &amp;ccedil;ekirdekli hamyenenlerin ancak &amp;ccedil;ekirdeklerinin etrafları insanın boğazında kalmadan yenilebilir. Buna karşılık sekiz &amp;ccedil;ekirdekli bir hamyenenin tadına doyum olmaz. &amp;Ccedil;ocukken bulduğumuz hamyenenlerin &amp;ccedil;ekirdek sayıları &amp;ccedil;eşitli diyaloglara da vesile olmuştur. 
&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;- Oğlum bak sekiz &amp;ccedil;ekirdekli, &amp;ccedil;ikolatalı buldum ben.
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;- &amp;Ccedil;ok ballısın. Ben sabahtan beri anca &amp;uuml;&amp;ccedil; &amp;ccedil;ekirdekli bulabildim.
&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Neticede bu biraz da şans işidir. Hamyenen konusundaki bu detaylı bilgilendirmeyi ancak &amp;ccedil;ocukluğunun b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir kısmı benim gibi hurma ağa&amp;ccedil;larının tepesinde ge&amp;ccedil;en biri yapabilir. 
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu domates gibi olan hurmanın bilimsel ismi &lt;b&gt;&lt;i&gt;Diospyros kaki&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; olup &amp;Ccedil;in k&amp;ouml;kenli bir meyvedir. Ancak dediğim gibi bizim buralarda zebil gibidir. O kadar &amp;ccedil;oktur ki kafamı pencerelerden herhangi birinden &amp;ccedil;ıkarıp etrafa baktığım zaman mutlaka bir hurma ağacı g&amp;ouml;rebilirim. 
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img style="float: left; margin-left: 3px; margin-right: 3px;" title="Osuruk Hurması - Diosspyros lotus" alt="Osuruk Hurması - Diosspyros lotus" src="http://i713.photobucket.com/albums/ww136/aQuaRiSTGenTr/Blog/OsurukHurmasi-Diosspyroslotus.jpg" width="250" height="167" /&gt;Hurma diye adlandırılan bir başka t&amp;uuml;r daha vardır. Halamların eski evinin hemen yanında tanıdığım, şu anda oturduğum evin yolunda da bir tane olan ve halamın bana &lt;b&gt;Osuruk Hurması&lt;/b&gt; diye s&amp;ouml;ylediği hurmadır bu. Bu meyve yukarıda detaylı olarak anlatılan &lt;b&gt;Trabzon Hurması&lt;/b&gt;'nın ya da &lt;b&gt;Kaki&lt;/b&gt;'nin benzeridir. Ancak meyveleri &amp;ccedil;ok k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;kt&amp;uuml;r. B&amp;uuml;t&amp;uuml;n meyvelerinin i&amp;ccedil;inden &amp;ccedil;ok sayıda &amp;ccedil;ekirdek &amp;ccedil;ıkar. Tat olarak olduk&amp;ccedil;a buruktur. Bence hamyenen daha iyidir. Bilimsel adının &lt;i&gt;&lt;b&gt;Diospyros lotus &lt;/b&gt;&lt;/i&gt;olduğunu d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yorum. İnternette ona en benzeyen Diospyros t&amp;uuml;r&amp;uuml; &lt;i&gt;&lt;b&gt;Diospyros lotus &lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml;. Bu hurma da d&amp;ouml;rd&amp;uuml;nc&amp;uuml; resimde incelenebilir. Bildiğim kadarı ile &lt;b&gt;Trabzon Hurması&lt;/b&gt;'nı aşılamak i&amp;ccedil;in de kullanılmaktadır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu meyveler ile ilgili bir bilgi daha. Bunlar herkesin &lt;b&gt;Abanoz&lt;/b&gt; olarak bildiği ve odunu mobilyacılıkta &amp;ccedil;ok kıymetli olan ağa&amp;ccedil; ile aynı cinstendir. &lt;b&gt;Abanoz&lt;/b&gt;'un bilimsel adı da &lt;i&gt;&lt;b&gt;Diospyros ebenum&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;'dur.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Son s&amp;ouml;z olarak, hangi hurma neden kı&amp;ccedil;ımızı tırmalamaktadır bilemiyorum ama daha &amp;ouml;nce hamyenen yememiş biri bence denemelidir diyorum.&lt;/p&gt;</description><pubDate>12/23/2009 12:37:54 AM</pubDate><author>Tolga | Wednesday, December 23, 2009 12:37 AM</author></item><item><title>Hakkı Devrim Halid Ziya Uşaklıgil ve Züppelik Hadisesi</title><link>http://blog.aquarist.gen.tr/Post/61/Hakki-Devrim-Halid-Ziya-Usakligil-ve-Zuppelik-Hadisesi.aspx</link><description>&lt;p&gt;&lt;img style="float: left; margin-left: 3px; margin-right: 3px;" title="H&amp;uuml;seyin Rahmi G&amp;uuml;rpınar - G&amp;ouml;n&amp;uuml;l Bir Yeldeğirmenidir" alt="H&amp;uuml;seyin Rahmi G&amp;uuml;rpınar - G&amp;ouml;n&amp;uuml;l Bir Yeldeğirmenidir" src="http://i713.photobucket.com/albums/ww136/aQuaRiSTGenTr/Blog/HuseyinRahmiGurpinar-GonulBirYeldeg.jpg" height="336" width="250" /&gt;Birka&amp;ccedil; g&amp;uuml;n &amp;ouml;nce gazetede okudum. &amp;Ouml;zetle &lt;b&gt;Hakkı Devrim&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;Halid Ziya Uşaklıgil&lt;/b&gt; i&amp;ccedil;in &lt;b&gt;z&amp;uuml;ppe &lt;/b&gt;tanımlamasını yapmış. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Olay şu şekilde gelişmiş. Bir televizyon programında &lt;b&gt;Aşk-ı Memnu&lt;/b&gt; dizisinden konu a&amp;ccedil;ılmış ve "&lt;b&gt;Bu tarz bir aile T&amp;uuml;rkiye'de var mı?&lt;/b&gt;" sorusu ortaya atılmış. Bu sırada &lt;b&gt;Hakkı Devrim&lt;/b&gt; araya girerek "Bu iş benim işim." demiş ve başlamış. &lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;"&lt;b&gt;Halit Ziya Uşaklıgil&lt;/b&gt; z&amp;uuml;ppenin
&amp;ouml;nde gidenidir. O hadiselerin hepsi 1910'da cereyan etti. 1910'da &amp;ouml;yle
bir T&amp;uuml;rk ailesi olma ihtimali var mı Allah rızası i&amp;ccedil;in?"&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Şu c&amp;uuml;mlenin sonundaki "Allah rızası i&amp;ccedil;in?" kısmını tıpkı reklamlarda s&amp;ouml;ylediği "Allahınızı severseniz." ve "Doğrusunu isterseniz." kısımları gibi sesi kısılarak s&amp;ouml;ylediğini d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Devam etmiş &lt;b&gt;Hakkı Devrim&lt;/b&gt;.&lt;!-- pagebreak --&gt;&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;"Bu &amp;ccedil;ok beğendiğiniz
romancınız monşerin &amp;ouml;nde gidenidir ve ailesini de perişan etmiştir.
&amp;Ccedil;ocuklarını, oğullarını ben iyi biliyorum."&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Sonrasında z&amp;uuml;ppenin tanımını yapmasını istemiş sunucu &lt;b&gt;Hakkı Devrim&lt;/b&gt;'den. Yapmış tabii.&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;"Yani benim i&amp;ccedil;in z&amp;uuml;ppenin bir
numaralı &amp;ouml;zelliği kendi &amp;ccedil;evresine mensubiyetten adeta utanması, kendini
bir başka &amp;ccedil;evreye ait g&amp;ouml;stermesidir. Tamamen var orada." &lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;demiş. Son olarak da:&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;"&lt;b&gt;H&amp;uuml;seyin Rahmi G&amp;uuml;rpınar&lt;/b&gt; değildir. O d&amp;uuml;r&amp;uuml;stl&amp;uuml;k o ger&amp;ccedil;eklik yoktur. Hep b&amp;ouml;yle birşey anlatılır."&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;demiş. Sonra da konu kapanmış. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu monologlardan anladığım kadarı ile z&amp;uuml;ppelik, konusu itibari ile T&amp;uuml;rk aile yapısına uygun olmadığı d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;len &lt;b&gt;Aşk-ı Memnu&lt;/b&gt;'yu yazabilmenin bir &amp;ouml;n koşuludur. &lt;b&gt;Halid Ziya Uşaklıgil&lt;/b&gt; bir z&amp;uuml;ppe olmasa imiş &lt;b&gt;Aşk-ı Memnu&lt;/b&gt;'yu da yazmazmış ya da yazamazmış. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir de şu T&amp;uuml;rk aile yapısı kavramı vardır ki ger&amp;ccedil;eği ne derecede yansıtır ayrı bir tartışma konusu. Bir iki kelam edecek olursak, bahsedilen kavram, &amp;ouml;zlenen, istenen T&amp;uuml;rk aile yapısıdır. Yoksa T&amp;uuml;rk aile yapısı, en azından bazı kesimlerde bize dayatılan &amp;ouml;zelliklerini kaybedeli &amp;ccedil;ok oldu. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Son olarak &lt;b&gt;Hakkı Devrim&lt;/b&gt;'in son c&amp;uuml;mlesine değinelim. Yanlış anlamamışsam, "&lt;b&gt;H&amp;uuml;seyin Rahmi G&amp;uuml;rpınar&lt;/b&gt; z&amp;uuml;ppe değildir." anlamına geliyor o c&amp;uuml;mle. Ancak bu k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k sohbet i&amp;ccedil;erisinde z&amp;uuml;ppelik g&amp;ouml;stergesi olarak sadece, "&lt;b&gt;Aşk-ı Memnu&lt;/b&gt;'da olduğu &amp;uuml;zere T&amp;uuml;rk aile yapısına uygun olmayan bir yaşam tarzını yansıtmak" tanımlamasını alabildik. Oysa ki ben zamanında bir &lt;b&gt;H&amp;uuml;seyin Rahmi G&amp;uuml;rpınar&lt;/b&gt; eseri okumuştum &lt;b&gt;G&amp;ouml;n&amp;uuml;l Bir Yeldeğirmenidir&lt;/b&gt; adında. Orada iki aile arasındaki ger&amp;ccedil;ekleşen adeta bir eş değiştirme durumu anlatılıyordu ki en az &lt;b&gt;Aşk-ı Memnu&lt;/b&gt;'nun konusu kadar "&lt;b&gt;T&amp;uuml;rk aile yapısına uygun değil.&lt;/b&gt;" yaftasını haketmektedir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu durumda &lt;b&gt;H&amp;uuml;seyin Rahmi G&amp;uuml;rpınar&lt;/b&gt; neden z&amp;uuml;ppe değildir de &lt;b&gt;Halid Ziya Uşaklıgil&lt;/b&gt; z&amp;uuml;ppedir? &lt;b&gt;Hakkı Devrim&lt;/b&gt;'in dediğine bakacak olursa &lt;b&gt;Halid Ziya Uşaklıgil&lt;/b&gt; &amp;ccedil;oluk &amp;ccedil;ocuğunu perişan etmiştir. &lt;b&gt;H&amp;uuml;seyin Rahmi G&amp;uuml;rpınar&lt;/b&gt; hi&amp;ccedil; evlenmediği gibi &amp;ccedil;ocuğu da yoktur bildiğim kadarı ile. Sırf bu nedenle z&amp;uuml;ppe tanımlamasından kurtulmuş olabilir mi acaba? &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu tarz ince mevzular televizyonda laf arasında tartışılırsa g&amp;ouml;r&amp;uuml;ld&amp;uuml;ğ&amp;uuml; gibi bir sonu&amp;ccedil; &amp;ccedil;ıkmıyor. Halbuki &lt;b&gt;Hakkı Devrim&lt;/b&gt; bu konu ile ilgili yazı kaleme alsa da gazetesinde yayınlasa, herkes işin i&amp;ccedil; y&amp;uuml;z&amp;uuml;n&amp;uuml; &amp;ouml;ğrenirdi. &lt;/p&gt;</description><pubDate>12/18/2009 11:40:38 PM</pubDate><author>Tolga | Friday, December 18, 2009 11:40 PM</author></item></channel></rss>